KURÂN I KERİM TEFSİRİ
Elmalı'lı M.Hamdi YAZIR

(1878-1942)
Atatürk Kur'an-ı Kerim'in Türkçe'ye çevrilmesi konusundaki
düşüncesini, ilk kez 14 Ağustos 1923'te devletin eğitim politikasını
belirleyecek bilimsel heyet onuruna Ankara Türk Ocağında verilen çay
toplantısında gündeme getirmiş, fakat Kazım Karabekir'in itirazıyla
karşılaşmıştır. Ancak onun bu isteği, itirazlara rağmen gecikmeli de
olsa TBMM'e taşınmıştır. Nitekim TBMM'nin 21 Şubat 1925 tarihli
oturumunda Diyanet İşleri Başkanlığının bütçesi görüşülürken, "hatalı
Kur'an çevirilerinin yayınlandığı ve mevcut Türkçe tefsirlerin
yetersiz kaldığı" gerekçesiyle konu gündeme getirilmiştir. Bu fikri savunanlardan Eskişehir Milletvekili Abdullah Azmi Efendi
(Torun), söz alarak, her önüne gelenin Kur'an-ı Kerim'i tercüme etmeye
kalkıştığını, oysa güvenilirliği açısından bu işin, Diyanet işleri
Başkanlığı bünyesinde kurulacak bir komisyonca yapılması gerekliliğini
vurgular, ve bu konuda arkadaşlarıyla birlikte hazırladığı 53 imzalı
bir önergeyi Meclis Başkanlığına sunar. Önergede; eksik ve hatalı Kur'an-ı Kerim çevirilerinin yayınlandığı,
mevcut Türkçe tefsirlerin de Kur'an'ın ifade ettiği ince manaları
ifadede yetersiz kaldığı hususları gerekçe gösterilerek, uzmanlardan
oluşturulacak bir bilim heyeti tarafından Kur'an-ı Kerim'in dilimize
tercüme ve Türkçe tefsirlerinin yapılması ve ayrıca gerekli görülen
İslami eserlerin telif, tercüme edilmesi, İslamiyet aleyhindeki
yabancı yayınlara karşılık vermek üzere dini yayın faaliyetinde
bulunulması dile getirildikten sonra, önerilen yayınların yapılması
için de Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesine 20.000 TL. (yirmi bin
lira) bir ek ödeneğin konması teklif edilmektedir. Görüşmeler sonunda Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde "Dîni Yayın
Heyeti" kurulmasının reddedilmesine karşın, "Kur'an-ı Kerim ve
Ahadîs-i Şerif Türkçe tercüme ve tefsiri hey'et-i mütehassısası ücret
ve masrafı olarak 20.000 TL, ödenek ayrılması" kabul edilmiştir. TBMM'nin almış olduğu bu tarihi kararla, İslam'ın iki temel kaynağının
Türk halkı tarafından daha iyi anlaşılması cihetine gidilmiştir. İlk
önce Diyanet İşleri Başkanlığı, Kur'an-ı Kerim'in Türkçe'ye çevrilmesi
görevini Mehmet Akif Ersoy'a vermiştir. Mehmet Akif Bey, tercümeleri
yazarken, Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır da tefsirini yapacaktı. Bu
amaçla, her ikisine 1000'er TL. avans verilmiştir. Ancak Mehmet Akif
Ersoy'un daha sonra bu işten çekilmesi üzerine, Diyanet İşleri
Başkanlığı hem tercüme hem de tefsir İşini M. Hamdi Yazır'a vermiştir. Prof. Dr. Kamil Miras, Sahih-i Buharı Muhtasarı Tecrid-i Sarih
Tercümesi'nin 4. cildinin önsözünde, "Şimdi vesile-i şükran olmak
üzere asıl kaydedilmesi milli ve dini bir vecibe olan bir cihet
kalmıştır ki, o da bu eserin her şeyden evvel Büyük Meclis'in zade-i
ilhamı olarak milletimize sunulan bir fazilet armağanı olmasıdır. Bu
sebeple Yüce Meclisimize âlî muvaffakiyetler dilerken, Türk
Milleti'nin büyük başbuğu Atatürk'ü derin saygılarla selamlarım."
demektedir. Böylece M. Hamdi Yazır'm hazırladığı "Hak Dini Kur'an Dili Yeni Mealü
Türkçe Tefsir" adlı 9 ciltlik meal ve tefsir; Ahmet Naim ve Prof. Dr.
Kamil Miras'ın hazırladıkları "Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih
Tercümesi" adlı 12 ciltlik Hadis tercümesi ortaya çıkmıştır. Başka bir
ifadeyle, Mustafa Kemal Atatürk'ün 14 Ağustos 1923 tarihinde
açıkladığı düşüncesi kendisinin de desteği ile hayata
geçirilmiştir. Atatürk Din ve Din Adamları Yazan: Ali Sarıkoyuncu ANKARA 2002 Türkiye Diyanet Vakfı Yayın No: 317 ilmî Eserler Serisi: 65
Elmalılı Hamdi Yazır, 1294/1877 senesinde
Antalya'nın Elmalı kazasında doğmuştur. Babası, aslen Burdur'un
Gölhisar kazası Yazır köyü halkından Numan Efendidir. Numan Efendi
küçük yaşta Yazır köyünden çıkıp Elmalı'ya gelmiş, orada okumuş ve
Şer'iye Mahkemesi Başkâtibi olmuştur. Hamdi Efendi'nin annesi Elmalı
ulemasından Mehmed Efendinin kızı Fatma Hanımdır, ilkokulu ve bugünkü
ortaokula tekabül eden rüştiyeyi Elmalıda bitiren Hamdi Efendi, 1310
yılında, dayısı hoca Mustafa Sarılar ile birlikte İstanbula gelmiş ve
devrinin ulemasından Kayserili Mahmud Hamdi Efendiden ders almıştır.
İstanbuldaki diğer tanınmış hocaların da derslerine devam ettikten
sonra, 1324 tarihinde Bayezit dersiamı olarak İcazet almıştır. Ayni
sene yapılan seçimlerde Antalya mebusu olmuş ve ikinci Meşrutiyetin bu
ilk meclisinde, bilhassa 1293 Kanunu Esasisinin tâdilinde mühim rol
oynamıştır. 1327 senesinde Mülkiye mektebinde ahkâmı evkaf
ve arazi okutmuş ve yine ayni senelerde Mektebi Kuzzatta fıkıh
dersleri vermiştir. Daha sonra Darülhikmetilislâmiye âzalığına ve bir
müddet sonra da reisliğine tayin edilmiştir. Birinci Dünya Harbini
müteakip Evkaf Nazırlığında bulunmuş ve bu sırada ayan âzası olmuştur.
Cumhuriyetin ilânı sırasında Mütehassisin Medresesinde mantık
müderrisi idi. Medreseler lâğvedilince evinde inzivaya çekilmiş ve
ilmî tetkik ve tetebbülerine devam etmiştir. Yirmi sene kadar devam
eden bu uzlet (yalnızlık) devresi Hak Dini, Kur'an Dili adındaki
Türkçe Tefsiri hazırlamasına imkân vermiştir. Tefsire bağlamadan evvel
Mısırlı Prens Abbas Halim Paşanın teşvikiyle bir büyük İslâm Hukuku
Kamusu ile meşgul bulunuyordu. Bu eserle bir kaç sene meşgul olduktan
sonra yarım bırakmış ve tefsiri yazmağa başlamıştır. Ayan âza-lığının
son senelerinde fransızca'dan tercemeye başladığı bir felsefe tarihi
kitabını ikmal ederek ilâve ettiği mühim bir dibace (önsöz) ve diğer
haşiyelerle birlikte (Metalip ve Mezahip) adiyle bastırmıştır. Hamdi Efendi 1942 senesi Mayıs ayının 27. günü
İstanbul'da Erenköyünde Allah'ın rahmetine kavuşmuştur.
1878'de Antalya'nın Elmalı kazasında doğdu. Ailesi aslen Burdurlu olup, babası Hoca Numan Efendi'dir. Numan Efendi daha küçük yaşlardayken Burdur'un Gölhisar kazasının (Yazır Türkmenleri nce kurulmuş) Yazır köyünden ayrılarak Elmalı'ya gelmiş, tahsilini orada tamamlamış, Şeriye Mahkemesi başkâtibi olmuştur. Annesi Elmalı alimlerinden Esad Efendi'nin kızı Fatma hanımdır. [1]
(1878-1942)
(1878-1942)
Lisan Bilgisi
Türkçe'nin yanında Arapça ve Farsça ile şiir yazacak kadar üst seviyede bir bilgiye sahipti. Ancak yazılarında sade bir Türkçe kullanmıştır. Bunların yanı sıra Fransızca da bilmektedir. "El-metalip ve'l-mezahip" adında Fransızcadan çevirdiği bir felsefe tarihi kitabı vardır.
Eğitimi
Elmalılı Hafız Muhammed Hamdi Yazır ilk ve ortaokul tahsilini Elmalı'da Rüşdiye Mektebinde gördü. Hafızlığını da tamamladıktan sonra, Arapça okudu ve İslami ilimler i öğrenmek için, dayısı Hoca Mustafa Sarılar Efendi ile birlikte 1895'de İstanbul'a geldi. Kayserili Mahmud Hamdi Efendi'nin Beyazıt Camii'ndeki derslerine devam etti. Of'lu Mahmut Kamil efendiden fıkıh dersleri aldı.Devrin ileri gelen değerli hocalarından ders görerek icazet aldı.
Bilimsel Kariyeri
Mekteb-i Nuvvab'a girdi ve buradan birincilikle mezun olarak kadılık icazeti aldı. 1905'ten itibaren Beyazıt Camii'nde talebelere ders vermeye başladı ve bu hizmeti 1908 yılına kadar devam etti. Bu arada Şeyhülislamlık'ta Mektubi Kalemi'ne dahil edildi. Bir yandan da Nuvvab'da ve Mülkiye Mektebi'nde ahkam-ı evkaf, Medrese-t-ül Vaizin'de fıkıh, Süleymaniye Medresesi'nde mantık derslerini okutmayı sürdürdü. 1908 yılında dersiam oldu. Devrin ünlü hattatları Sami Efendi ve Bakkal Arif Efendi'den hat dersleri aldı.
Siyasi Hayatı
2. Meşrutiyet'in ilanından sonra Meclis-i Mebusan'a Antalya mebusu olarak girdi. Şeyhülislam fetvayı vermediği için, 1. Fetva Emini olarak 2. Abdulhamit'in tahttan alınması için gereken fetva yı İttihad Terakkicilerin isteği doğrultusunda yazdı. Daha sonra da karşı cephe olan Hürriyet ve İtilaf Fırkası'nda faaliyetler sürdürdü. Daha sonra sırasıyla, Dar-ül Hikmet-ül İslamiye azalığına (Ağustos 1918), Nisan 1919'da bu kurumun başkanlığına tayin edildi. Damat Ferit Paşa'nın kabinelerinde Evkaf (Vakıflar) Nazırı olarak görev yaptı. Eylül 1919'da Ayan Meclisi üyeliğine getirildi. İttihat ve Terakki'nin ilim şubesinde görev yaptı.
Mülki ve Hukuki Yönü
1909 yılında Mülkiye Mektebi'nde Ahkâm-ı Evkâf ve Arâzî dersleri okutmuş ve yine aynı yıllarda Mekteb-i Kuzâtta "Fıkıh" dersleri vermiştir. Daha sonra Darü'l-Hikmeti'l-İslâmiye (Şeyhü'l-İslâmlığa bağlı Yüksek Müşavere Heyeti) üyeliğine ve bir müddet sonra da başkanlığına tayin edilmiştir. I. Dünya Savaşı'ndan sonra Evkaf Nazırlığı'nda bulunmuş ve bu sırada Âyan Meclisi üyesi olmuştur.
Felsefi Yönü
Felsefeylede ilgilenen Elmalılı Hamdi Yazır, Batılı yazarların eserlerinide tercüme etmiştir. Bu eserlerde ileri sürülen konulara eleştirel yaklaşım sergileyen Elmalılı Hamdi Efendi, felsefe ve din arasında cereyan eden tartışmalara çözüm bulmaya çalışmıştır. Filozofların gerçeği kavrayamadıklarını belirtmiş, akıl ile iman bütünleştiği zaman gerçeğin kavranıp doğrulanabileceği fikrini savunmuştur.
Cumhuriyet Döneminde
Cumhuriyet'in ilanı esnasında Medrese-t-ül Mütehassisin'de mantık dersleri okutuyordu. Damat Ferit Paşa kabinelerindeki görevi dolayısıyla, bu kabinelerin Milli Mücadele aleyhine verdiği kararlarda sorumluluğu bulunduğu gerekçesiyle gıyabında idama mahkum edildiyse de, Ankara İstiklal Mahkemesi'nde yapılan yargılamasından sonra suçsuzluğu tespit edilerek beraat etti.
Cumhuriyetin ilânı sırasında Mütehassısîn medresesinde mantık müderrisi idi. Medreseler kaldırılınca evinde inzivaya çekilmiş, ilmî tetkik ve araştırmalarına devam etmiştir. Yirmi yıl kadar devam eden bu uzlet (yalnızlık) devresi, "Hak Dini Kur'an Dili" adındaki Türkçe tefsiri hazırlamasına imkân vermiştir. Tefsire başlamadan önce Mısırlı Prens Abbas Halim Paşa'nın teşviki ile "Büyük İslâm Hukuku Kâmusu" ile meşgul bulunuyordu. Bu eserle birkaç yıl meşgul olduktan sonra yarım bırakmış ve tefsiri yazmaya başlamıştır.
Vefatı
Elmalılı Hafız Muhammed Hamdi Yazır, Uzun zaman devam eden kalp yetmezliği rahatsızlığından ötürü Erenköy'de 27 Mayıs 1942'de vefat etti. Kabri Sahrayı Cedit Mezarlığı'ndadır.ruhuna el-fatiha
Eserleri
Beyânül-Hak ve Sebîlürreşad dergilerinde Küçük Hamdi veya Elmalılı Küçük Hamdi mahlası ile makalelerini yayınlanmıştır. Tefsirinde ise Elmalılı Hamdi Yazır imzasıyla eserini yayınlamıştır.
1. Hak Dini Kur'an Dili (Kuran'ı Kerim'in Türkçe Tefsiri) ve Atatürk
Daha çok bilgi için: Hak Dini Kur'an Dili
Atatürk'ün Elmalı'ya yazdırdığı tefsir olup günümüzde de önde gelen İslam alimleri tarafından da hala en güvenilir tefsir olarak kabul edilmektedir. Atatürk'ün Diyanet İşleri Başkanlığı'na verdiği talimatı üzerine yazdırıldı. 1926'da Diyanet İşleri Riyaseti 'Kur'an'ı çağın icablarına göre yeniden tefsir edebilecek bir alim aradı. Sonunda görevi talimat üzerine Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır'a verildi. Devlet eliye yazdırılan bu tefsirle Atatürk bizzat ilgilendi. Atatürk Şeyh Sait Ayaklanmasının bastırıldığı, çağdaşlaşma ve modernleşme adına yapılan inkılaplara yönelik itirazların arttığı bir dönemde İslamiyet'in temel kaynağı olan Kur'an'ın yeniden yorumlanmasını istedi. Atatürk yedi madde ile nasıl bir tefsir istediğini ortaya koydu. Bu yedi madde daha sonra Diyanet İşleri Riyaseti ile Elmalılı Hamdi Yazır arasında imzalanan protekole kondu. Atatürk, Diyanet'e gönderdiği yazıda özellikle iki maddenin üzerinde duruyordu. Yeni tefsir 'Ehli Sünnet' itikadına ve 'Hanefi' mezhebinin görüşlerine göre hazırlanacaktı. Diğer bir isteği de 'ibret ve öğüt mahiyeti taşıyan ayetlerin genişçe izah edilmesi' idi. Atatürk, hüküm içeren ayetlerin de Türk-İslam geleneği göz önünde bulundurularak yorumlanmasını arzu ediyordu.
Diyanet'le Hamdi Yazır arasında imzalanan protokol maddeleri
1- Ayetler arasında münasebetler gösterilecek.
2- Ayetlerin nüzül (iniş) sebepleri kaydedilecek.
3- Kıraat-i Aşere'yi (10 okuma tarzını) geçmemek üzere kıraatler hakkında bilgi verilecek.
4- Gerektiği yerlerde kelime ve terkiplerin dil izahı yapılacak.
5- İtikadda ehli sünnet ve amelde Hanefi mezhebine bağlı kalınmak üzere ayetlerin ihtiva ettiği dini, şer'i, hukuki, ictimai ve ahlaki hükümler açıklanacak.
6- Ayetlerin ima ve işarette bulunduğu ilmi ve felsefi konularla ilgili bilgiler verilecek.Özellikle tevhid konusunu ihtiva eden ibret ve öğüt mahiyeti taşıyan ayetler genişçe izah edilecek.
7- Konuyla doğrudan ya da dolaylı ilgisi bulunan İslam Tarihi olayları anlatılacak.
8- Batılı müelliflerin yanlış yaptıkları noktalarda okuyucunun dikkatini çeken noktalar konularak gerekli açıklamalar yapılacak.
Eserin başında Kur'an hakikatını açıklayan ve Kur'an'la ilgili önemli konuları izah eden mukaddime (önsöz) yazılacak. Hak Dini Kur'an Dili 1936-1938 arasında tamamlandı 1935-1939 arasında dokuz cilt olarak 10 bin takım bastırıldı. Eserin üzerinden telif süresi bittiğinden serbestçe basılmaktadır.
İki bin takımı Elmalı Hamdi Yazıra'a verildi. Kalan 8 bin takım din adamları olmak üzere kamuoyunun önde gelen isimlerine ücretsiz olarak dağıtıldı.
Örnek:Elmalı Tefsirinin Girişindeki Dua: TRT-1'den
Elmalı Tefsiri Okumaları
Tefsirinde Kur'anın Türkçeleştirilmesine önsözde karşı çıkması [1]
2. Metalip ve Mezahip [değiştir]Tahlil-i Tarih-i Felsefe-Metâlib ve Mezahib-Maba'de't-Tabia ve Felsefe-i İlahiyye (Paul Janet ve Gabriel Seailles'ın Histoire de la philosophie çevirisi)
3. İrşadü'l Ahlâf fî Ahkâmi'l-Evkâf (Mektebi Mülkiye için ders kitabı)
4. Beyânul-Hak Sırat-ı Müstakim ve Sebilürreşad mecmualarında makaleler
Basılmamış Olanlar [2]
Usûl-i Fıkıh'a ait bir eseri
Sûrî mantık üzerine bir eseri
Hukuk Kâmusu (tamamlanmamış)
Divan (eksik şekilde)
» Ayancık-Zaviye Köyü islam bahcesi