|
KUR'AN
VE SÜNNET BÜTÜNLÜĞÜ
Muhterem
Mü'minler!
Din, Yüce Allah tarafından Peygamberlere vahiy yoluyla gönderilen ve insanları
hem bu dünyada hem de ahiret hayatında mutluluğa eriştirecek emir ve yasaklar
manzumesidir. Peygamberler ise, Allah'ın kulları arasından seçtiği ideal
anlamda örnek insanlardır. Yüce Allah'ın ilahi kitaplarda emrettiği ve
kullarından yapmalarını istediği ibadetler, Peygamberlerin hayatında sembolleşmiş,
güzel birer örnek halini almıştır. Allah'ın sevdiği bir kul nasıl olabilirim
diye düşünenler, Allah'ın kendilerinden razı olduğu Peygamberleri, kendilerine
örnek alarak bu arzularına kavuşabilirler. Kur'an-ı Kerim de:
"Andolsun, Alah'ın Resulünde sizin için, Allah'ı ve ahireti arzu
eden ve Allah'ı çok anan kimseler için uyulacak en güzel bir örnek vardır."[1]
buyurulmuştur.
Muhterem Müslümanlar!
İslam Dini'nin iki ana kaynağı vardır ki, bunlar: Kur'an ve sünnettir.
Kur'an'da emredilenlerin ibadet halinde tezahürü ancak Hz. Peygamberin
Kur'an'ı anlaması, yorumlaması ve uygulamasıyla ortaya çıkmıştır. Nitekim
Yüce Rabbimiz Nahl Suresinin 44. ayetinde:
"İnsanlara, kendilerine indirilenleri açıklamak için ve düşünüp
anlasınlar diye sana da bu Kur'an'ı indirdik." Nisa Suresinin
59. ayetinde de: "Herhangi bir şeyde anlaşmazlığa düştüğünüzde;
eğer gerçekten Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız onu Allah'a ve Resulüne
götürün. İşte bu daha iyi ve sonuç bakımından daha güzeldir."
buyurulmaktadır. Ayetlerde meselelere çözüm ararken Kur'an'a ve sünnete
müracaat etmemiz istenmekte, Kur'an'ı anlama ve uygulama konusunda Hz.
Peygamberin en büyük rehber olduğu vurgulanmaktadır.
Aziz Müslümanlar!
Kur'an'ı anlamada ve ibadetleri uygulamada Hz. Peygamberin olmazsa olmaz
diyebileceğimiz bir mevkii vardır. Hz. Peygamber olmaksızın, Kurban ayetlerinin
gönderiliş sebeplerini ve hangi manaları ihtiva ettiğini anlamamız; hayatımızda
son derece büyük önemi haiz olan ibadetlerin yapılış şekillerini bilebilmemiz
mümkün değildir. Yüce Allah, Hz. Peygamberin dindeki bu önemli yerini,
Kur'an'ı Kerim de kendisi tayin etmiştir, Yani Hz. Peygamberi sevmek,
ona inanmak, ona itaat etmek, onun getirdiklerini almak, yasaklarından
kaçınmak, hepsi Allah'ın emridir. Kur'an'ı Kerim de "... Peygamber
size ne verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan da sakının."[2]
buyurulmuş: Başka bir ayette de "O kötü arzularına göre konuşmaz.
O'nun konuşması, kendisine vahyedilenden başkası değildir."[3]
buyuralarak Hz. Peygamberin sözlerinin ve davranışlarının bizler için
ne derece önemli olduğu vurgulanmıştır.
O halde Aziz Mü'minler!
Hz. Peygamberin dindeki yerini bilmemek ve dikkate almamak, Yüce Allah'a
ve Kur'an'a muhalefet etmek demektir. Çünkü Hz. Peygamber, yetkisini Kur'an'dan
almaktadır. Bütün bunlara ilaveten, din samimiyet ve sadakat ister. O,
başta kalp olmak üzere, bütün azaların huzur bulduğu bir müessesedir.
Bu huzurun ve manevi atmosferin sağlanması ve devamı, ancak, Allah'a ve
Resulüne inanmak ve onları sevmekle mümkündür, inancımızı, sadakatimiz
bozacak her türlü şüpheden uzak durmamız gerekmektedir. Kısaca ifade etmek
gerekirse dinimizi, Hz. Peygamberin bizlere emanet olarak bıraktığı asli
kaynaklardan yani Kur'an'dan ve sünnet'den okuyarak öğrenmemiz gerekmektedir.
Çünkü yeterli bilgiye sahip olmazsak, ortalıkta dolaşan, kimi zaman da
aslı esası olmayan, sünneti hafife alan sözler, bizin inancımızı zedeleyebilir.
İbadetlerimizi samimiyetimizi ve sadakatimizi gölgeleyebilir.
Hutbemi Sebe' Suresinin 28. ayetinin mealiyle bitiriyorum: "Biz
seni bütün insanlara ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik; fakat
insanların çoğu bunu bilmezler."
[1]
Ahzab,21
[2] Haşr,7
[3] Necm,
3-4
|