|
CUMHURİYETİMİZİN
KURULUŞU
Muhterem
Müslümanlar!
Cenab-ı Hakk'a sayısız hamd'ü senalar olsun ki, Cumhuriyetimizin 77 yılına
erişmiş bulunuyoruz. Tarihle var olan ve her zaman, hürriyetin, adaletin
ve faziletin örneğini veren, Allah'ın rahmetine, Peygamberinin methine
eren büyük milletimizin esir olacağını sananlar, nasıl aldandıklarını
bugün daha iyi anladılar. 77 yıl önce 29 Ekim 1923'de üzerimize doğan
Cumhuriyet güneşi maddi ve manevi bütün hayatımızı aydınlattı. Cumhuriyetle
biz idarede kendi sesimizi duyduk. Yerinde saymaktan, geri kalmaktan kurtulduk.
Milletçe en güzel nimete, Cumhuriyet ve demokrasi faziletine erdik.
Aziz Cemaat!
Cumhuriyet, milletin irade ve yetkisini, seçtiği temsilcileri vasıtası
ile kullandığı bir yönetim tarzı, milletin danışarak ve görüşerek kendi
kendisini idare etme biçimidir. Cumhuriyet, istişarenin esas kabul edildiği
insan hak ve hürriyetlerinin ifadesini bulduğu bir idare şeklidir. Dinimizin
bize hayat düsturu olarak telkin ettiği istişareyi en güzel biçimde Cumhuriyet
idaresinde bulduk.
Cenab-ı Hak, istişareyi işlerine esas alan mü'minleri Şüra Suresi 38 ayette
şöyle açıklar: "Onların işleri aralarında istişare iledir."
Cenab-ı Mevla bu ayet-i kerimede mü'minlerin işlerinin danışmaya dayandığını
ifade buyurarak, keyfiliğin ve zorbalığın gerçek mü'minlerin işi olmadığını
açıklamış oluyor.
Dinimizde bu danışma ruhu, imanlı insanların kalplerine yerleştirilmiştir.
Allah'ü Teala sevgili Resulüne hitaben "Ey Resulüm! Allah'ın rahmetinden
dolayı sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer katı yürekli olsaydın
etrafındakiler dağılır giderlerdi. Onları affet, onlara mağfiret dile,
iş hakkında onlara danış."[1]
buyuruyor. Böylece sevgili Peygamberimize ne olursa olsun istişareden
ayrılmaması emrediliyor.
Peygamberimiz her işinde istişareyi gözetirdi. Peygamber Efendimiz dünya
ile ilgili işlerde ashabı ile istişare eder, onların görüş ve düşüncelerine
büyük değer verirdi. Danışmadan bir iş yapmazdı. Nitekim Bedir, Uhud ve
Hendek savaşları gibi pek çok önemli konularda ashabıyla istişare ederek,
genelde çoğunluğun fikrine göre karar vermiş ve bu konuda da insanlığa
örnek olmuştur.
Ashabı kiramdan Ebu Hureyre (r.a.) buyuruyor ki: "Ashabı ile Peygamberimizden
daha çok istişare eden hiçbir kimse görmedim"[2]
yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim'de "Danışma" anlamına gelen "Şura"
adında müstakil bir surenin bulunması, dinimizde kamuyu ilgilendiren işlerin
yürütülmesinde ve problemlerin çözümünde danışmaya ne derece önem verildiğinin
çok açık bir delilidir.
Peygamberimizin vefatından önce, hastalığı sırasında devlet başkanlığı
için yerine vekil bırakmayıp böyle önemli bir konunun çözümünü müslümanlara
bırakması devleti idare edecek kişinin seçimle işbaşına gelmesine, yani
milletin Cumhuriyetle yönetilmesine çok açık bir işarettir.
Muhterem Cemaat!
Milletçe gösterilen, büyük fedakarlıklar neticesinde kazandığımız Kurtuluş
Savaşından sonra kurduğumuz Devlet, millet iradesine dayanan ve günümüzde
en gelişmiş idare şekli olan Cumhuriyettir.
Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun bu yıl 77.yılını idrak etmiş bulunuyoruz.
Şehitlerimizin kanlarıyla sulanan vatan toprakları üstünde, rengini şehitlerimizin
kanından alan ay yıldızlı bayrağımızın gölgesinde bugün huzur ve güven
içinde yaşıyorsak bunu, bugünleri bize hazırlayan maneviyat dünyamızın
gönül adamlarına, milli kahramanlarımıza şehit ve gazilerimize borçluyuz.
Bağımsız bir devleti olmayan, istiklal ve hürriyeti alınan milletler ne
dünyada rahat edebilir ne de yeterli olarak dini görevlerini yerine getirebilirler.
Bu sebeple her köşesinden binbir bereket fışkıran cennet vatanımızın ve
sahip olduğumuz istiklal ve hürriyetin değerini çok iyi bilelim ve bizlere
bu nimetleri lütfeden Rabbimize şükredelim.
Sahip olduğumuz nimetlerin korunması ve ülkemizin kalkınması, el ve gönül
birliği içinde çalışmamıza ve kardeşçe birbirimizle geçinmemize bağlıdır.
Varlığımızı devam ettirebilmek için başkalarının insaf ve merhametine
değil, önce Allah'ın yardımına, sonra kendi gücümüze güvenelim ve bu gerçeği
hiçbir zaman hatırımızdan çıkarmayalım.
Milli varlığımız yönünden önemi çok büyük olan bayramları kutlarken bu
günleri bize armağan edenleri ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa
Kemal ATATÜRK'Ü onun silah arkadaşlarını ve bu uğurda canlarını feda eden
aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz.
İstiklal Marşımızın şu bölümü kahraman milletimizin hürriyet ve istiklal
aşkını bakınız ne güzel dile getirmektedir.
'Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner. aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım.
Dalgalan
sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlal,
Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet
Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklal."
Cenab-ı Hak vatanımızı ve Cumhuriyetimizi her türlü tehlike ve düşmanlardan
korusun. Cumhuriyet bayramınız kutlu olsun.
[1]
Al-i imran Süresi 159
[2] Tirmizi,
Sünen, c 4 s.314
|