|
SORUMLULUK
DUYGUSU
Aziz Mü'minler!
İnsan, kainatta sayıları yüzbinleri bulan canlılar aleminin en güzel ve
en mükemmeli, yaratılmışların en üstünü, alemlerin özü, kainatın sırrıdır.
İyi ve kötü işler yapmaya müsait olarak yaratılmış olan insan; görme,
işitme, bilme ve kudret gibi konularda sınırlı, yaptığı ve yapacağı konularda
ise sorumlu varlıktır.
İnsanın en büyük arzusu mutlu olmak, barış ve güven içinde yaşamaktır.
Bu isteğin gerçekleşmesi, insanın Allah'a ve yaratılanlara karşı görevlerini
sorumluluk bilinci içinde yapmasına bağlıdır. Yani herkesin üzerine düşen
görevi en güzel şekilde, samimi olarak ve severek yerine getirmesi; kişi
ve toplumların huzur ve güven içinde yaşamasını sağlar. Kur'an-ı Kerim'de
Cenab-ı Allah "Yaptıklarınızdan mutlaka sorumlu tutulacaksınız.
"[1] "Sizi boş
yere yarattığımızı ve gerçekten huzurumuza geri getirmeyeceğimizi mi sandınız?"[2]
"İnsan kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır."[3]
buyurmaktadır. Bu bakımdan sorumluluk bilinci içindeki kişiler, iyi davranışlarda
bulunurlar, kişisel çıkarlarını ülke ve millet çıkarları önüne geçirmezler,
halka hizmet Hakka hizmet prensibi doğrultusunda çalışırlar.
Aziz Mü'minler!
Cenab-ı Allah'ın "Kim zerre mîktarı hayır yapmışsa onu görür,
kim de zerre miktarı şer işlemişse onu görür."[4]
emri, ailede ve okulda kişilerin gönüllerine yerleştirildiğinde, bugün
şikayet ettiğimiz yanlışlıkların büyük bir bölümü sona erecek, kaliteli
hizmet ortaya konacak, kişilerin birbirine güveni artacak ve böylece birbirini
seven insanların oluşturduğu mutlu toplum meydana gelecektir. Yani hakiki
birlik ve dirlik, kişilere sorumluluk duygusunun aşılanmasıyla, toplumda
gözle görünür hale gelecektir.
İnsanın sorumluluğu kendinden başlar, ailesine, çocuklarına, yakınlarına,
komşularına, milletine, hatta insanlığa doğru devam eder. Hepimiz bu sıralama
doğrultusunda yani merkezden muhite doğru görevlerimizi yerine getirmekle
yükümlüyüz. Bakınız Yüce Allah bir ayetinde bu hususu bize şöyle bildirmektedir.
"Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar
olan ateşten koruyun."[5]
Allah Teala bu ayette herkesin, önce kendi nefis muhasebesini yapmasını,
varsa kötü davranışlarını terkedip iyiye dönüştürmesini, daha sonra da
eşine, çocuklarına, yakınlarına, milletine, yani sözü geçen kişilere yararlı
davranışlarda bulunması için öğüt vermesini, bu konuda her türlü tedbiri
almasını emrediyor ve yükümlülüklerini böylece yerine getirenlerin daha
dünyada iken cennete girmeyi hakketmiş olacaklarını bildiriyor.
O halde dünyada yükümlülüklerimizi yerine getirmek, bizden sonrası için
bir eser bırakarak adımızın hayır ile anılmasını sağlama bilincinde olmak
durumundayız.
Değerli Müslümanlar!
Görülüyor ki, bireyden her kademedeki idareciye varıncaya kadar herkesin
kendi görev alanı içindeki sorumluluklarını yerine getirmesi; olumsuzluklar
karşısında "neme lazım, bana ne, adam sen de" dememesi, usulüne
uygun olarak tepki göstermesi emredilmektedir.
Çocuklarımıza sorumluluk duygusunun aşılanacağı okul ve aile gibi iki
kutsal ocakta, iyi nesillerin yetişmesi için devletin ve milletin el ele
vermesini sağlamak önemli sorumluluklarımızdandır. Zira güçlü ve mutlu
milletler, temelinde sevgi ve hoşgörü olan, sorumluluk bilinciyle vazifesini
yapan nesiller yetiştirenlerdir.
[1]
Nahl. 93
[2] Mü'minün,
115
[3] Kıyame,
36
[4] Zilzal
7-8
[5] Tahrim,6
|