|
MİLLİ
EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI
Muhterem
Müslümanlar!
Biz Türklerin sevinç ve neşesini bütün islâm âlemiyle paylaştığımız bayramlarımız
olduğu gibi, milletçe kutladığımız, tarihimizin mutlu günlerinin hatırasını
yaşadığımız milli bayramlarımız da vardır. Bu bayramlardan biri ve belkide
en önemlisi 23 Nisan Milli Hâkimiyet ve Çocuk Bayramıdır. 23 Nisan 1920
Türkiye Büyük Millet Meclisinin kurulduğu, Büyük Türk Milletinin, esir
edilemiyeceğini bütün dünyaya haykırdığı bir gündür. Onun için bayram
yapıyoruz. Bu bayrama Milli Hâkimiyet ve Çocuk Bayramı ismini verdik.
Çünkü o gün milli hakimiyetimizi elde etme günüdür. Bu hâkimiyeti bugünün
küçükleri, yarının büyükleri olan çocuklar koruayacak ve devam ettireceklerdir.
Çocuklar bir milletin istikbâlidir, ümididir, her şeyidir. O halde, yarınımızı
ellerine teslim edeceğimiz çocuklarımızı, bugünden en iyi şekilde yetiştirmek
dini ve milli bir görevimizdir. Onları kendimizin yaşadığı devire göre
değil, onların yaşayacakları zamana göre hazırlamalı, eğitmeli, talim
ve terbiyelerine ihtimam göstermeliyiz. Körpe dimağlarına müsbet ilimleri
yerleştirirken, ruh cephelerini de ihmal etmemeli, dini terbiye ile kalplerinde
Allah sevgisi ve Peygamber muhabbetini tutuşturmalıyız. İnsan ruh ve bedenden
meydana gelmiştir. Dünya ve ahiret saadetinin tam olması için insanın
her iki cephesinin tamam olması gerekir.
Aziz Müslümanlar!
Vatanımızın ve milletimizin geleceği çocuklarımızın dini, milli ve ahlaki
yönlerden çok iyi yetiştirilmesine bağlıdır. Bu itibarla çocukların dini
ve milli kültürümüze bağlı, vatan ve millet sevgisiyle dolu olarak yetiştirilmeleri
her anne-babanın başta gelen kutsal görevidir.
Anne-baba, çocuğu dövmeden, kızıp azarlamadan sevgi, şefkat ve terbiye
ile yetiştirmelidir. Çocuk sütten kesilip de yavaş yavaş etrafını tanımağa,
hafızası gördüklerini zabt etmeye başladığı zaman, ana-baba ve etrafındakiler
çok dikkatli olmalıdır. Zira bu çağda çocuğun hafızası doldurulmamış bir
kaset gibidir. Gördüğünü, işittiğini hemen alır. Ona daima güzel sözler,
sevimli, iyi şeyler gösterilmelidir. Çocuğun pek tabi olan yaramazlıklarına,
sabırla karşı koyarak, onu azarlamamalı, korkutmamalı ve hele hiç dövmemeliyiz.
Çocuk, sık sık, olur olmaz şeylerden dolayı azarlanırsa, korkutulursa
hassasiyeti, izzet-i nefsi rencide olur. Vurdum duymaz, nasihat dinlemez,
pişkin, hiçbir şeye aldırmaz bir tip olarak yetişir. Çocuk biraz daha
büyüyüp, kendini idrake başladığı sıralarda, tatbik edilecek en iyi, en
güzel, en tesirli terbiye; analarının, babalarının bizzat ve bilfiil örnek
olmalarıdır. Çocukların edinmeleri arzu edilen güzel itiyatlar, iyi hareketler,
ancak örnek olmak yoluyla onlara kazandırılabilir. Onların yanında katiyyen
kavga etmemeli, şaka olarak dahi olsa, edebe, ahlaka aykırı sözler sarf
etmemelidir.
Aziz Mü'minler!
Yüce Rabbimiz Kur'an-ı Kerim'de: "Ey iman edenler! Kendinizi ve
ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyunuz..."
buyurmakta, Peygamberimiz (s.a.v.)'de çocuklara yüzme, binicilik, atıcılık,
güreş ve benzeri spor faaliyetleri öğretmeyi tavsiye etmektedir. "Gençliğini,
zamanını boş ve eğlenmekle geçirenler, ihtiyarlığını ağlamakla, pişmanlıkla
ve el açmakla geçirirler" vecizesi ne kadar güzeldir. Çocukları,
gençleri ve milletin geleceğini böyle bir akıbetten korumak hepimizin
görevidir.
Milletimizin geleceği için taşıdıkları büyük önem dolayısıyla çocuklara
atfedilen bu milli bayramımız, bizlere onları daha mükemmel şekilde yarınlara
hazırlama azmini veriyor ve çocuklarımızı bütün cephel2riyle ilerdeki
büyük görevlere hazırlanır görmekten gurur ve sevinç duyuyoruz.
|