|
MİRAÇ
KANDİLİ
Muhterem
Mü'minler!
24 Ekim 2000 Salı gününü Çarşamba gününe bağlayan gece mübarek Miraç Kandilidir.
Miraç Kandili, sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimizin,
gecenin bir anında Mekke'deki Mescid-i Haram'dan Kudüs'teki Mescid-i Aksa'ya,
oradan da göklere seyahat ettirildiği mübarek gecenin adıdır.
Nitekim Cenab-ı Hak Kur'an-ı Kerim'de;
"Kulu Muhammed'i bir gece Mescid-i Haram'dan kendisine bir kısım
ayetlerimizi göstermek için, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya
götüren Allah'ın şanı yücedir. Doğrusu O, işitir ve görür."[1]
buyurmuştur.
Peygamberimizin hayatı içinde önemli bir yeri olan Miraç, Allah'ın sevgili
Resülünden başka hiç kimseye sunmadığı ilahi bir ihsandır.
Yüce Peygamberimiz için pek büyük şan ve şerefle dolu olan Miraç mucizesi,
biz müslümanlar için de ilahî rahmetler ve lütuflarla doludur.
Miraç olayının biz müslümanlar için en önemli sonuçlarından birisi hiç
şüphe yok ki, dinin direği olan namazdır. Namaz, bize bir miraç hediyesidir.
Onun içindir ki, namaz mü'minin miracı olmuştur. Nasıl ki, yüce Peygamberimiz
Miraç'ta vasıtalardan arınmış olarak Mevlası ile karşı karşıya geldi ise,
mü'min de namazda vasıtasız olarak doğrudan doğruya Rabbinin huzuruna
çıkar; sadece O'na kulluk etme ve sadece O'ndan yardım isteme fırsatı
bulur. Eğer mü'min, günde beş vakit namazını dikkatle ve huşu içerisinde
kılacak olursa o namaz onun için bir miraç olur, kul onunla Hakka yol
bulur.
Muhterem Müslümanlar!
Böyle müstesna bir gece vesilesiyle sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed
(s.a.v.)'e vahyedilen, insanlığı mutluluğa götürecek prensipleri de hatırlamak
lazımdır. Çünkü Kur'an-ı Kerim'de Miracın ruhi hallerinden söz edilirken:
"Allah kuluna vahyedeceğini etti"[2]
buyurulmaktadır. Bu vahyedilen hakikatleri şöylece özetleyebiliriz:
"Allah'a ortak koşulmayacak, yalnız O'na kulluk edilecek ve yalnız
O'ndan yardım istenecektir. Anne ve babaya hürmet edilecek, onların duaları
alınacaktır. Zinaya yaklaşılmayacaktır. Haksız olarak kimsenin canına
kıyılmayacaktır. Yetimlere iyi muamele edilecektir. Ölçü ve tartıda doğruluk
üzere olunacaktır. Bilmediğimiz bir şeyin ardından körükörüne gidilmeyecek,
şuurlu hareket edilecektir. Yeryüzünde kibir ve gurur taslayarak yürünmeyecektir."
Bu saydığımız prensipler hiç şüphe yok ki bir toplum için gerekli bütün
ahlak ve fazilet kurallarını ihtiva etmektedir.
İşte Miraç gecesi böyle mübarek bir gecedir. Bu geceyi ihya ederken bu
gecede vahyedilen üstün gerçeklere kulak vermeliyiz. Yalnız Yüce Mevla'ya
kulluk etmeli, O'na hiç bir şeyi ortak koşmamalıyız.
Muhterem Mü'minler!
Miraç gecesi, ulvî bir gecedir. O halde bu mübarek geceyi gaflet içerisinde
geçirmemeli ibadetle Allah'a karşı şükran borçlarımızı ödemeliyiz; namaz
kılmalı, Kur'an okumalı, ve Allah'tan af ve bağış dilemeliyiz. Çoluk çocuğumuza
bu gecenin anlam ve önemini öğretmeliyiz. Çevremizdeki yoksullara ve kimsesiz
çocuklara yardım ellerimizi uzatmalıyız. Annemizi, babamızı ve büyüklerimizi
ziyaret edip ellerini öpmeli va dualarını almalıyız. Ebediyete intikal
etmiş olanlarımızı rahmetle anarak ruhlarını şad etmeliyiz. Dostlarımızla
tebrikleşmeli, sevgi ve saygı duygularımızı perçinlemeliyiz.
Aziz Mü'minler!
Kandilleri birer fırsat bilmeli, bu müstesna zaman dilimlerinde Allah'a
daha da yakın olmaya çalışılmalıdır. Bilelim ki, Allah'a yakınlık, O'nun
emirlerini yerine getirmek, yasak ettiği şeylerden kaçınmakla mümkündür
Gönül aydınlığı olan Miraç Kandiliniz mübarek olsun.
[1]
İsra:1
[2] Necm
1
|