|
VAKIFLARIMIZ
Muhterem
Müslümanlar!
Vakıf, "Menfaati kullara ait olmak üzere, bir şeyi Allah'ın mülkü
hükmünde kabul ederek, temlik ve temellükten ebediyyen alıkoymaktır."
diye tarif edilir. Yani bir malın aslının korunması kaydıyla, gelirinin
Allah yolunda sarfedilmesi demektir. Vakıf, temeli İslam Hukuku'na dayanan
bir sosyal yardımlaşma kurumudur.
Değerli
Mü'minler!
Bilindiği gibi, İslam medeniyeti Kur'an-ı Kerim'e ve hadisi şeriflere
dayanır. İnsanî yaşayış bakımından en mükemmel örnek Hz. Peygamberimiz
(s.a.v.)'dir. Bu açıdan, Rasulüllah'ın günlük yaşayışı, davranış ve tatbikatı
büyük önem arzeder. Vakıf konusunda da, ilk örnek Hz.Peygamberdir. Çünkü
O, "Hayırlı mal, Allah yolunda harcanan maldır." buyurmuş,
daha Mekke'den Medine'ye gelir gelmez, Neccaroğulları'ndan bir arsa satın
almış, vakfederek üzerine mescid yapılmasını sağlamıştır. Hicretin 3.
yılında kendisine ait yedi parça hurma bahçesini vakfedip, gelirini, İslam'ı
muhafaza için yapılacak faaliyetlerde duyulan ihtiyaçların giderilmesine
tahsis etmişti. Fedek'teki hurmalığını erzak ve parası tükenen yolculara,
Hayber'deki hurma bahçesini de üçe taksim ederek ikisini Ehl-i İslam'a
bir kısmım Ehl-i Beyt'ine, bundan bir şey artarsa onu da fakir muhacirlere
bırakmıştır.
"Siz sevdiğiniz mallardan -Allah yolunda- sarfetmedikçe gerçek
iyiliğe erişemezsiniz. Her ne infak ederseniz, şüphesiz Allah onu bilir."
mealindeki Al-i İmran suresinin 92. ayet-i kerimesinin ruhuna uygun olarak,
Hz. Peygamberimizin açtığı bu güzel yolu, O'nun değerli ashabı da takip
etmişlerdir.
Muhterem
Mü'minler!
İlahi bir lütuf olarak, müslüman bir insanın manen ömrünün uzaması, ikinci
bir ömür yaşaması mümkündür. Vakfetmek suretiyle, Allah yolunda tahsis
edilen, insanların faydalandığı bir mülk, bir eser, yaşadığı; Allah'ın
kulları da ondan faydalandığı müddetçe, o müslüman yaşıyor demektir. Çünkü
bunlar birer sadaka-i cariyedir. Ecir ve sevabı, akan bir su misali sahibine
ulaşır. Peygamber Efendimiz: "Bir insan öldüğünde amel defteri
kapanır. Ancak sadaka-i cariyesi veya ilmi bir eseri ya da kendisine dua
eden hayırlı bir evladı olan kimsenin amel defteri kapanmaz."[1]
buyurmuşlardır. Hadis-i şerifte geçen sadaka-i cariye ile cami, çeşme,
oku!, hastane v.s. yaptırmak, bunları toplumun menfaatine tahsis etmek
şeklinde anlaşılmaktadır.
Değerli
Mü'minler!
Atalarımız, Rasülüllah (s.a.v.) Efendimizin bu öğütlerini tutmuşlar, bizlere
ölümsüz binlerce eser bırakmışlardır. Bize düşen ise: halka hizmet gayesiyle
kurulmuş olan bu vakıflara, gereken ilgi ve alakayı göstermek, onları
korumak, kollamak, maddi ve manevi yardımlarda bulunmaktır. Eskilere yenilerini
ekleyebilirsek, bizler de öldükten sonra onlar gibi amel defterlerimizin
kapatılmamasını sağlayabiliriz.
Hutbemizi bir hadis-i şerif meali ile bitirelim: Allah'ın Rasülü (s.a.v.)
buyururlar ki: "Olgun bir mü'min sonu cennet oluncaya kadar, hiçbir
hayra doymaz, hiçbir hayırdan da geri kalmaz."[2]
[1]
Riyazu's Salihin Trc. 3,5
[2] Riyazu's
Salihin Trc. 3,6
|