|
YETİMLER
TOPLUMA BİRER EMANETTİR
Muhterem
Müslümanlar!
Sosyal hayatın insanca ve arzulanan huzur ortamı içinde sürdürülebilmesi
için bütün toplum katmanlarına belli bir sosyal ve ekonomik güvence sağlanmış
olmalıdır. Bu, adil devlet anlayışının kaçınılmaz bir gereğidir.
Toplumun yakın ilgisine ve sağlayacağı bu sosyal güvenceye en çok muhtaç
olanlar, şüphesiz ki yetimlerdir. Baba ocağından ve sıcak bir aile yuvasından
mahrum olan bu yavrular, toplumun birer emanetidirler. Babanın ve ailenin
rolünü yetimler açısından artık toplum üstlenmiştir. Fiilen bir ailesi
olduğu halde, çeşitli nedenlerle adeta sokağa terk edilen çocukları da
yetim kavramı içinde değerlendirmek gerekir.
Değerli Mü'minler!
Yüce dinimiz İslam, yetimlerin, ruhen, bedenen ve ekonomik olarak sağlıklı
bir ortamda gelişmeleri için tüm önlemleri ciddi ve sistematik bir şekilde
almıştır. Her şeyden önce Kur'an, yetimlerin korunması olayını, tarihi
boyutu ile ele almış, geçmiş Peygamberlerin bu uğurdaki gayretlerini,
tavsiyelerini birer örnek olarak sunmuştur.[1]
Kur'an, yetimlerin korunup gözetilmesini, Hz. Peygamberin şahsında devlete
bir görev olarak vermiştir, Rasulüllah'a kendisinin de bir yetim olarak
ilahi koruma altında büyüdüğünü hatırlatan Rabbimiz ona şu uyarıda bulunuyor:
"Öyleyse sen de yetimi sakın ezme, kahretme."[2]
İslam'ın yetimlere karşı topluma yüklediği görev aktif bir görevdir. Müslümanlar
yetime haksızlık etmemekle yetinemezler. Ona iyi bir gelecek de hazırlamak
durumundadırlar Allah'ın Rasulü şöyle buyuruyorlar:
"Müslüman toplum içinde en hayırlı aile yuvası, içinde bir yetimin
barındırıldığı ve ona iyi davranıldığı yuvadır. Müslüman toplum içinde
en kötü aile yuvası, bir yetimin barındırıldığı esnada ona kötü davranıldığı
yuvadır."[3] Yine Hz.Peygamber
(s.a.v) şahadet parmağı ile orta parmağını ayırıp göstererek: "Ben
ve yetimin işlerini üstlenen, onların haklarına riayet eden kimse, cennette
böylece beraber olacağız."[4]
buyurmuşlardır.
Aziz Mü'minler!
Yetimlerin en az diğer çocuklar kadar şefkat ve ilgiye muhtaç olduklarından
hareketle Allah'ın Rasulü, meseleyi psikolojik boyutu ile de önemser.
O şöyle buyurmuştur: "Başı hiç okşanmamış bir yetimin başını okşayan
kimseye, elinin değdiği saçlar sayısınca sevap yazılır."[5]
Katı kalpli oluşundan şikayet eden bir kimseye sevgili peygamberimiz,
yoksulları doyurmasını, yetimleri sevindirmesini, başlarını okşamasını
tavsiye buyurmuşlardır.[6]
Muhterem Müslümanlar!
Yetimin içinde bulunduğu zor şartlardan yararlanarak, onun mallarına tecavüze
yeltenecekleri Allah Teala, şiddetli ifadelerle tehdit buyurmuşlardır.
Nisa suresi 10. ayette: "Haksızlıkla yetimlerin mallarını yiyenler,
şüphesiz karınlarına ancak ateş doldurmuş olurlar. Zaten onlar yakında
alevlenmiş ateşe gireceklerdir." buyurulmaktadır.
Her konuda olduğu gibi, yetimlerin korunması hususunda da İslam'ı iyi
anlamaya muhtacız ve gereğini mutlaka yapmalıyız.
[1]
Bakara 83
[2] Duha-9
[3] İbn
Mace,edeb,6
[4] Buhari,edeb,24,
Müslim,zühd,42
[5] Ahmet
İbn.Hambel,Müsned, V,250
[6] Ahmet
İbn.Hambel,Müsned
|