|
İSLAMDA
SAĞLIĞIN KORUNMASI
Muhterem
Müslümanlar!
Hz. Peygamber
"Hastalık gelmeden, sağlığın kıymetini biliniz."[1]
buyuruyor. Bu hadisi şerifde önemli bir uyarma bulunmaktadır. Çünkü hastalık
gelmeden, sıhhatin değerini bilmek, gelecek hastalıklara karşı korunma
tedbirleri almayı gerektirir. Doktorun yetişmesi de onu eğitecek kurumların
varlığı ile olur.
Dinimiz sağlığı korumanın üzerinde önemle durur. Sağlığın korunması, İslamiyetin
muhafazasını istediği beş gayeden biridir. Hastalıktan sakınmak, sağlıklı
yaşamaya gayret etmek, dini bir vazifedir. Çünkü her şey sağlıklı olmaya
bağlıdır. Bundan dolayı bir hadisi şerifde "Kuvvetli mü'min zayıf
mü'minden hayırlıdır."[2]
buyurularak müslümanın bedenen ve ruhen sağlıklı bulunmasına işaret edilmiştir.
Umumî sağlığı, temin için de tıp ilmine ve tabib yetiştirilmesine yönelten,
tedaviye teşvik eden, hastalık gelince ne yapalım deyip oturmanın doğru
olmadığını gösteren hadis-i şeriflerden birinde "ölümden başka
hiçbir hastalık yoktur ki, tedavisi kabil olmasın. El verir ki ilacı elde
edilsin"[3] buyuruluyor.
Anlaşılıyor ki tedavisiz hastalık yoktur. Ancak arayıp tedavi yollarını
bulmak gerek. Hastalıklara çare aramayı, tedavi yollarına başvurmayı,
ilaç almayı öğütleyen, şu hadis-i şerif ne kadar güzel ve isabetlidir.
"Cenab-ı Hakk, şifasını yaratmadığı hiçbir hastalık indirmemiştir.
Ey Allah'ın kulları, dertlerinize deva arayınız"[4]
Günümüzde hastalık gelmeden tedbir almanın, doktorlara başvurarak deva
aramanın çeşitli yolları vardır. Bunların başta geleni, koruyucu aşıları
yaptırmaktır. Sağlığın korunmasında, koruyucu aşıların çocukluktan itibaren
uygulanmasının önemi büyüktür. Çocuk doğar doğmaz hemen sağlık ocakları,
aşı merkezleri ile ilgi kurup, onların aşılarına başlamak lazımdır. Okul
çağına kadar bu iş anne ve babalara düşmektedir.
Aşı kampanyaları başladığında, aşılanmak dinen hepimize düşen vazifeler
arasındadır. Çünkü aşılanmayı ihmal ederek, Allah korusun, hastalığa tutulanlar,
hem kendilerini korumadıkları, hem de hastalığın yayılmasına sebep oldukları
için sorumlu olurlar. Aşıları bulunmuş olan hastalıkların, aşı ile önlenmesi
Peygamberimizin "Hastalık gelmeden sağlığın kıymetini biliniz"
öğüdüne uymaktır. Ayrıca "Kendinizi elinizle tehlikeye atmayınız."[5]
mealindeki ayet-i kerimede de buna işaret bulunmaktadır.
Kişi kendi ve ailesinin sağlığını korumakla görevli olduğu gibi, toplumun
ruh ve beden sağlığını koruyacak uzmanları yetiştirmekle de vazifeli tutulmuştur.
İslâm alimlerinin büyüklerinden İmam Gazâlî, tıp tahsilinin farz-ı kifaye
olduğunu belirtiyor. Yani bir cemiyette onları bedenen ve ruhen ayakta
tutacak yeteri kadar tabib yetiştirmek o toplumun üzerine farz olur diyor.
Bu da konunun önemini belirtmeye yeter bir delildir.
Aziz Mü'minler!
Sağlığı korumak ve ruhen dinç bulunmak, yalnız ilaç veya aşı işi değildir.
Yemenin, içmenin, giyinmenin, uyku ve dinlenmenin, temizliğin ve yeter
derecede bilgi sahibi olmanın da bu mevzuda ayrıca rolleri vardır.
Bu hususlarda pek çok uyarıcı hadislerden biri de bizlere ayrı bir ışık
tutmaktadır. Resül-i Ekrem buyururlar ki: "Bir yerde veba olduğunu
işittiğiniz zaman, o yere girmeyiniz. Bulunduğunuz yerde veba hastalığı
olursa oradan da çıkmayınız"[6]
Burada bulaşıcı hastalıkları için karantina uygulanmasının lüzumu açıkça
belirtilmiştir.
Unutmamak gerekir ki bedenin bütün uzuvlarının sağlığı gibi, ruh sağlığı
da tıp ilminin dalları arasındadır. Böylece tıp, ilmin yarısı sayılmıştır.
Bundan dolayıdır ki, dinimizde, tıp tahsili ve herkesin yeterli sağlık
bilgisi edinmesi önemli bir yer tutmaktadır.
Hastahaneler açmak, onları yaşatmak, hastalıkları önleyici tedbirler almak,
yeni yeni ilaçları bulmaya çaba sarfetmek, dinimizin bizlerden istediği
vazifelerdendir. Çünkü bütün bunlar sağlığı korumanın vasıta ve sebepleridir.
İmam Şafii Hazretleri der ki: "Helal ve haramı bildiren ilimden sonra
tıp ilminden daha faydalısını bilmiyorum."
Muhterem Mü'minler!
Sağlık, Allah'ın kullarına verdiği bir nimettir. Onun değeri bilinmelidir.
Sağlığımızı hiçbir zaman boşa harcamamalıyız. Onu koruyup, ondan faydalanmalıyız.
Çünkü Hz. Peygamber buyuruyor ki: "İki nimet vardır ki, insanlardan
çoğu bunlar hakkında aldanmışlardır. O nimetler, sağlık ve boş vakittir."[7]
Peygamberimizin öğütlerine uyarak her ikisini de değerlendirmek üzerimize
düşen ödevlerdendir.
[1]
Fethu'l Kebir, 1/203
[2] Müslim
Ter.Şerhi A.Davudoğlu, 10/649, No:2664
[3] Büyük
İs.İlmihali Ö.N.Bilmen,464
[4] Tirmizi,
4/383, No:2038
[5] Bakara
Suresi, 196
[6] Tecridi
Sarih Terc. 9/206
[7] Fethu'l
Kebir, 3/264
|