NASIL BİR MİLLET İSTEMİŞTİR
Atatürk'ün
dindarlığının kanıtlarını hem kişisel yaşamında hem
de konuşma ve söylevlerinde bulmak mümkündür. Sık sık
Kuran okutması, Kuran okunduğunda kimi defalar duygulanarak
gözlerinin yaşarması, din ve mukaddesatın önemi konusunda
samimi yorumlarda bulunması, kişisel yaşamından edindiğimiz
ve kendisinin inancını ortaya koyan bulgulardır. Atatürk'ün
Türk Milleti'ne kazandırmaya çalıştığı ahlak ve dünya
görüşüne baktığımızda da, hurafe ve yanlış geleneklerden
arındırılmış, saf ve samimi bir din anlayışı dikkat
çeker. Pek çok konuşmasında dinimizi övmüş ve dinin
toplum tarafından anlaşılarak yaşanması gerektiğine
dikkat çekmiştir. Bu konudaki bazı sözleri şöyledir:
… Bizim yüce dinimiz, her Müslüman erkek ve kadına
araştırmayı farz kılıyor ve her Müslüman, bu dine bağlananları
aydınlatmakla vazifelidir. 44
Din
insanların gıdasıdır. Dinsiz adam boş bir eve benzer.
İnsana hüzün verir... Bu dinlerin en sonuncusu elbette
en mükemmelidir. İslam Dini hepsinden üstündür. 45
Türkler dinlerinin ne olduğunu bilmiyorlar. Bunun için Kuran Türkçe olmalıdır. 46
Türk Millet'i daha dindar olmalıdır. Yani bütün
sadeliği ile dindar olmalıdır, demek istiyorum. Dinime;
bizzat gerçeğe nasıl inanıyorsam, buna da öyle inanıyorum.
Şuura
aykırı, ilerlemeye engel bir şey ihtiva etmiyor. Halbuki
Türkiye'ye egemenliğini veren bu Asya milletinin içinde;
daha karışık, yapmacık, batıl inançlardan ibaret bir
din daha vardır. Fakat bu cahiller, bu acizler sırası
gelince aydınlanacaklardır. Onlar bu aydınlığı göremezlerse
kendilerini mahva mahkum etmişlerdir demektir. Onları
kurtaracağız. 47
Atatürk'ün söylev ve öğütleri incelendiğinde, Türk Milleti'nden istediği şeylerin Kuran ahlakına uygun meziyetler olduğu görülür: Bilime ve sanata önem vermek, hurafelerden korunmak, akılcı ve çalışkan olmak, temizlik, estetik ve kaliteye önem vermek, yurdunu ve milletini sevmek gibi… Atatürk'ün bu konudaki bakış açısını şu sözleri özetlemektedir:
Hangi şey ki; akla, mantığa, toplum yararına uygundur, biliniz ki dinimize de uygundur. Bir şey akıl ve mantığa, halkın yararına uygunsa kimseye sormayın. O şey dine uygundur. 48
Atatürk dini suistimal etmek isteyen kötü niyetli kimselere
karşı halkı her zaman uyarmıştır. Buna meydan
vermemek için pek çok konuşmasında halkımızı dinimizi
öğrenmeye çağırmıştır:
Bizi yanlış yola sevk eden soysuzlar bilirsiniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşler, sâf ve temiz halkımızı hep din kuralları sözleriyle aldatagelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz... Görürsünüz ki milleti mahveden, esir eden, harabeden fenalıklar hep din örtüsü altındaki küfür ve kötülükten gelmiştir. 49
Atatürk Dini Eğitime Büyük
Önem Vermiştir
Atatürk bir konuşmasında şunları söylemiştir:
Bizde ruhbanlık sistemi yoktur. Hepimiz eşitiz ve dinimizin buyruklarını eşit olarak öğrenmeye mecburuz. Her fert; dinini, diyanetini, imanını öğrenmek için bir yere muhtaçtır. Orası da okuldur... Nasıl ki, her hususta yüksek meslek ve ihtisas sahiplerini yetiştirmek lazım ise, dinimizin gerçek felsefesini tetkik ve bilimsel ve fenni telkin kudretine sahip olacak güzide ve gerçek büyük alimler dahi yetiştirecek yüksek kurumlara malik olmalıyız. 50
![]() Sivas'ta, eğitim görmek isteyen bir gencin dilekçesini alıp derdini dinlerken |
Dinimizin çok üzerinde durduğu konulardan olan bilim ve eğitim Atatürk'ün de en çok önem verdiği kavramlardandır. Peygamberimiz (sav) de bilimle ilgili görüşlerini aşağıdaki hadislerinde açıkça belirtmiştir:
"İlim Çin'de de olsa alınız."
"Bilim Müslümanın yitiğidir, nerede bulursa oradan alır."
"Hikmeti al, herhangi bir kaptan çıkmış olmasının sana zararı olmaz."
Bu hadislerin de gösterdiği gibi, bilim ve medeniyet, Allah'ın insanla bahşettiği bir nimettir ve Müslümanlar herhangi bir tutuculuk göstermeden bu nimetleri en etkili şekilde öğrenmeli ve kullanmalıdırlar. Bu açık fikirli yaklaşımı benimseyen Atatürk de, bilim Çin'de bile olsa onu almayı, diğer bir deyişle Türkiye'yi muasır medeniyetler arasına sokmayı en önemli hedef olarak kabul etmiştir:
Evlatlarımızı o suretle talim ve terbiye etmeliyiz, onlara o suretle ilim ve irfan vermeliyiz ki, ticaret, ziraat ve sanat aleminde ve bütün bunların faaliyet sahalarında faydalı olsunlar, ameli bir uzuv olsunlar. Binaenaleyh maarif programımız, gerek ilk tahsilde, gerek orta tahsilde verilecek bütün şeyler bu görüşe göre olmalıdır. 51
![]() ![]()
![]()
|
Atatürk, okulların toplum hayatındaki önemiyle ilgili olarak da şunları dile getirmiştir:
Mektep namını hep beraber hürmetle, tazimle zikredelim. Mektep genç dimağlara, insanlığa saygıyı, millet ve memlekete sevgiyi, istiklalin şerefini öğretir. İstiklal tehlikeye düştüğü zaman onu kurtarmak için takibi uygun olan en salim yolu belletir. Memleket ve milleti kurtarmaya çalışanların aynı zamanda mesleklerinde namuskar mütehassıs ve birer alim olmaları lazımdır. Bunu temin eden mekteptir. 52
'Hutbeden maksat, halkın aydınlatılması ve halka yol göstermektir'53 diyen Atatürk aydın, hem çağdaş medeniyeti özümsemiş, hem de dinine samimiyetle bağlı bir millet istemiştir. Onun gerçek amacı ve bizlere bıraktığı miras budur.
44
Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, c. II, s. 144![]()
45 Niyazi
Ahmet Banoğlu, Nükte ve Fıkralarla Atatürk, s. 196![]()
46 Osman
Ergin, Türk Maarif Tarihi, 5/1957 (A. Gürtaş, s. 41)![]()
47 Maurice
Perno ile yaptığı ropörtaj 11 Şubat 1924 (Atatürk'le
Konuşmalar, Cumhuriyet Gazetesi eki, s. 111![]()
48 Atatürk'ün
S. D. II, 1923, s. 127![]()
49 Atatürk'ün
S.D. II, 1923, s. 127![]()
50 Atatürk'ün
SD, c. II, s. 90 (Türk Tarihi TSK ve Atatürkçülük, s.
318) ![]()
51 Atatürk'ün
Söylev ve Demeçleri, Cilt II, s. 111 ![]()
52 Atatürk'ün
Söylev ve Demeçleri, Cilt II, s. 43![]()
53 Atatürk'ün
Söylev ve Demeçleri, Cilt II, s. 93![]()