Osmanlı İmparatorluğu Padişahlar Dönemi
Fransa kralı XIII. Louis koyu bir Katolikti, ülkesinde Protestan isyancılarla mücadele ediyordu ve Protestanları başka bir yerde desteklemeyi de reddediyordu. Fakat İspanya'nın savaşa katılımı, Hollanda ve Fransa'yı da savaşın içine çekiyordu. Bohemya İsyanı aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu ve Savoy Dükalığı da dahil olmak üzere Habsburgların dış düşmanları için de bir fırsat sağlıyordu. Frederick ve Savoy Dükü tarafından finanse edilen, Ernst von Mansfeld komutasındaki bir paralı asker ordusu, Bohemyalı isyancıları desteklemek üzere yollandı. Maximilian ve Saksonya Elektörü John George'nin çözüm bulmak için yaptıkları arabuluculuk, Matthias Mart 1619'da öldüğünde sona erdi çünkü birçok prens otoritesini ve nüfuzunu kaybetmenin Habsburglara ölümcül bir yara verdiğine inanıyordu.[39]
Haziran 1619'un ortalarında, Thurn komutasındaki Bohemya ordusu Viyana yakınlarındaydı ve Mansfeld'in Sablat'ta İmparatorluk orduları tarafından yenilmesi Mansfeld'i Prag'a dönmeye zorlamasına rağmen Ferdinand'ın durumu daha da kötüleşmeye devam etti.[40] Erdel'in Kalvinist prensi Gabriel Bethlen, Habsburglar onu doğrudan müdahaleden kaçınması için ikna etmişti fakat Osmanlı desteğiyle Bethlen Macaristan'ı işgal etti. Osmanlılar 1620'te Lehistan ile ve ardından 1623-1639 yılları arasında Safevi savaşı ile odak noktası başka bir yere kaydı ve Habsburgların işi kolaylaştı.[41]
Johann
Tserclaes komutasındaki İmparatorluk
İspanya
ordularının kesin bir zafer kazandığı
Beyaz
Dağ Muharebesi'ni (1620) gösteren bir modern resim.
19
Ağustos'ta Bohemyalı soylular, Ferdinand'ın 1617'de
kral olarak seçilmesini iptal ettiler ve 26'sında resmi
olarak tacı Frederick'e sundular, iki gün sonra Ferdinand
Kutsal Roma İmparatoru olarak seçildi ve Frederick bu
teklifi kabul ederse savaş kaçınılmaz bir hale
gelecekti. Anhalt Prensi I. Christian dışında
Frederick'in bütün danışmanları,
Hollandalılar, Savoy Dükü ve kayınpederi I. James
bile ona tacı reddetmesini söylediler. 17. yüzyıl
Avrupa'sı oldukça yapılandırılmış
ve sosyal olarak inanılmaz muhafazakar bir toplumdu ve dini ne
olursa olsun yasal olarak seçilmiş bir hükümdarın
görevden alınmasını doğru bulmuyorlardı.[42]
Savaşın
ilk döneminde Tserclaes'in seferleri
(Bohemya İsyanı
ve Pfalz Seferi) 1619-1623
En
nihayetinde Frederick tacı kabul edip Ekim 1619'da Prag'a
girmesine rağmen kendisine verilen destek, önündeki
birkaç ay içinde yavaş yavaş azaldı.
Temmuz 1620'de Protestan Birliği tarafsızlığını
ilan ederken Saksonya Elektörü John George Lausitz
karşılığında Ferdinand'ı desteklemeyi
kabul etti ve Bohemya'daki Lütercilerin haklarının
korunması sözünü de aldı. Maximilian
tarafından finanse edilen Johann Tserclaes'in yönettiği
birleşik bir İmparatorluk-Katolik Ligi ordusu Bohemya'yı
işgal etmeden önce Aşağı ve Yukarı
Avusturya bölgesini sakinleştirdi ve burada Kasım
1620'de Beyaz Dağ Muharebesi'nde Anhalt Prensi I. Christian'ı
yendiler. Savaş belirleyici olmasa da kırsal kesimin
İmparatorluk orduları tarafından tahrip edilmesi,
isyancılardaki maaş eksikliği, malzeme sıkıntısı
ve hastalıklar nedeniyle isyancıların moralleri
bozuldu. Frederick Bohemya'dan kaçtı ve isyan tam
anlamıyla çöktü.[43]
Pfalz Seferi
Alman prensleri Frederick'in tacı bırakmasının ardından anlaşmazlığın Bohemya ile sınırlı kalacağını umdular ancak Maximilian'ın hırsları bunu imkansız hale getirdi. Ekim 1619'da Münih Antlaşması'nda Ferdinand, Pfalz'ın elektörlüğünü Bavyera'ya devretmeyi ve Bavyera'nın Yukarı Pfalz'ı ilhak etmesine izin vermeyi kabul etti.[44] Daha önce Ferdinand'ı destekleyen Protestanlar buna karşı çıktılar çünkü yasal olarak seçilmiş Bohemya kralının tahttan indirilmesine karşıydılar ve şimdi aynı gerekçelerle Frederick'in görevinden alınmasına karşı çıktılar. Antlaşmayı hayata geçirmek, çatışmayı İmparatorluk otoritesi ile "Alman özgürlüğü" arasında bir çekişmeye dönüştürürken Katolikler olaya 1555'ten beri kaybedilen toprakları geri kazanma fırsatı olarak bakıyordu. Bu fikirler İmparatorluğun büyük bir bölümünü istikrarsızlaştırdı.[45]
Pfalz'ın stratejik önemi ve İspanyol Yolu'na olan yakınlığı dış güçleri de savaşa çekti. Ağustos 1620'de Spinola ve Córdoba komutasındaki İspanyollar Aşağı Pfalz'ı işgal etti. İngiltere Kralı I. James, damadına yapılan bu saldırıya, Amerika ve Akdeniz'deki İspanyol topraklarını tehdit etmek için deniz kuvvetleri göndererek karşılık verdi ve Spinola 1621 baharına kadar birliklerini geri çekmezse savaş ilan edeceğini söyledi. Bu söylemleriyle, onu İspanyol yanlısı olarak gören ve Protestan davasına ihanet ettiğini düşünen Parlamento'daki muhaliflerini yatıştırdı.[46] Bununla birlikte İspanya Başbakanı Olivares, olanları müzakere açmaya davet olarak yorumladı ve bir İngiltere-İspanya ittifakı karşılığında Frederick'e Renanya'daki topraklarını geri vermeyi teklif etti.[47]
Pfalz'ı ele geçirerek savaşın çapını genişleten Bavyera Elektörü I. Maximilian
Frederick,
bütün topraklarının ve unvanlarının
iadesini talep ediyordu fakat bu da Münih Antlaşması
ile bağdaşmıyordu ve bununla birlikte Frederick'in
barışa ulaşma hayalleri hızla buharlaştı.
Seksen Yıl Savaşları, Nisan 1621'de yeniden
başladığında Hollandalılar, topraklarını
geri kazanmak için Frederick'e askeri destek sağladı
ve Mansfeld'in komutası altında İngiliz
sübvansiyonlarıyla parası ödenen bir paralı
asker ordusu yolladı. Sonraki 18 ay boyunca İspanyol ve
Katolik Ligi orduları zaferler kazandı. Kasım 1622'ye
kadar Sir Horace Vere komutasındaki küçük bir
İngiliz garnizonu tarafından tutulan Frankenthal dışında
Pfalz'ın çoğunu ele geçirdiler. Mansfeld'in
ordusunun kalıntıları, Frederick'in de yaptığı
gibi Hollanda Cumhuriyeti'ne sığındı. Kasım
1632'deki ölümüne kadar Frederick zamanının
çoğunu Lahey'de geçirdi.[48]
Şubat 1623'te İmparatorluk Diyeti'nin bir toplantısında Ferdinand, Frederick'in unvanlarını, topraklarını ve elektörlüğünü Maximilian'a devreden hükümleri zorla kabul etti. Bunu, İspanyolların ve Protestan üyelerin yoğun muhalefetine rağmen Katolik Ligi'nin desteğiyle yaptı. Pfalz Elektörlüğü artık yoktu. Mart'ta I. James Vere'ye Frankentahl'ı teslim etmesi talimatını verirken Tserclaes'in Ağustos'ta Stadtlohn'da Brunswick Dükü Genç Christian'ı yenmesiyle askeri hareketlilik bitti.[49] Bununla birlikte savaşa İspanya ve Hollanda'nın girmesi savaşın uluslararasılaştırılmasında önemli bir adımdı. Frederick'in topraklarının ve unvanlarının alınması, diğer Protestan prenslerin kendi haklarını ve topraklarını korumak için silahlı direnişi düşünmeye başlamaları anlamına geliyordu.[50]
Danimarka Müdahalesi (1625-1629)
Danimarka
Kralı IV. Christian 1625-1629 yılları arasında
Kutsal
Roma İmparatorluğu'na karşı savaşmış
ve ardından
1643-1645 yılları arasında
Torstenson Muharebesi'nde
İsveç'e karşı
Kutsal Roma İmparatorluğu ile ittifak yapmıştır.
Saksonya'nın
Yukarı Sakson Çemberi'ne ve Brandenburg'un da Aşağı
Sakson Çemberi'ne hakim olmasıyla birlikte her iki
prenslik de Bohemya ve Pfalz'daki seferler sırasında
tarafsız kaldı. Bununla birlikte Frederick'in 1623'de
mülklerine el konulması Saksonya Elektörü John
George ve Bradenburg Elektörü Kalvinist George William için
Ferdinand'ın Protestanlar tarafından yönetilen eski
Katolik piskoposluklarının geri almayı amaçladığı
anlamına geliyordu. Tserclaes, 1625'in başlarında
Halberstadt'taki Roma Piskoposluğunu yeniden kurduğunda bu
çekinceler doğrulanmış oldu.[51]
Holstein Dükü olarak IV. Christian da Aşağı Sakson Çemberi'nin bir üyesiydi ve Danimarka ekonomisi ise Baltık ticaretine ve Øresund üzeirnden yapılan transit geçişlere dayanıyordu.[52] 1621'de Hamburg, Danimarka'nın denetimini kabul ederken Christian'ın oğlu Frederick Lübeck, Bremen ve Verden'in müşterek yöneticisi oldu ve Elbe ve Weser nehirlerinde Danimarka kontrolü sağlandı.[53]
Ferdinand, Wallenstein'a Frederick'e karşı verdiği destek için Bohemyalı isyancıların el konulan mülkleriyle ödeme yapmıştı ve şimdi yine Wallenstein ile benzer bir sözleşmeyle kuzeyi ele geçirmek için sözleşme imzaladı. Mayıs 1625'te Aşağı Sakson devletleri, direnişsiz olmamakla beraber Christian'ı askeri komutanları olarak seçti. Saksonya ve Brandenburg, Danimarka ve İsveç'i rakip olarak gördüklerinden İmparatorluk işlerine karıştırmaktan kaçınmak istediler. Almanya'daki çatışma, Fransa ile İspanya ve Avusturya'daki Habsburg rakipleri arasındaki daha geniş bir mücadelenin bir parçası haline geldiğinden barışçıl bir çözüm için müzakere girişimleri başarısız oldu.[6]
Savaşa Danimarka'nın müdahalesi
Haziran
1624 Compiègne Antlaşması'nda Fransa, Hollanda'nın
İspanya'ya karşı yürüttüğü
savaşını en az üç yıllığına
sübvanse etmeyi kabul ederken Aralık 1625'teki Lahey
Antlaşması'nda ise Hollandalılar ve İngilizler
Danimarka'nın İmparatorluk'a müdahalesini finanse
etmeyi kabul ettiler.[m] Ferdinand'a karşı daha büyük
bir koalisyon kurmayı umut eden Hollandalılar; Fransa,
İsveç, Savoy ve Venedik Cumhuriyeti'ni koalisyona
katılmaya davet etti fakat yaşanan olaylar koalisyonu
gölgede bıraktı.[55] 1626'nın başlarında,
koalisyonun ana mimarı Kardinal Richelieu, Fransa'da yeni bir
Huguenot isyanıyla karşı karşıya kaldı
ve Mart'ta Monzón Antlaşması ile Fransa, İspanyol
Yolu'nu yeniden açarak Kuzey İtalya'dan çekildi.[56]
Hollanda ve İngiliz sübvansiyonları, Christian'ın iddialı bir üç parçalı sefer planı tasarlamasını sağladı; Asıl kuvvetler Weser'den güneye inerken Mansfeld Brunswick Dükü Christian ve Hesse-Kassel Landgraveı Maurice liderliğindeki güçler tarafından desteklenecek ve Magdeburg'daki Wallenstein'a saldıracaktı. Avantajları çabucak kayboldu; Mansfeld, Nisan ayında Dessau Köprüsü Muharebesi'nde yenildi ve Maurice ona destek olmayı reddetti, Brunswick Dükü Christian da Wolfenbüttel'e geri döndü ve kısa bir süre sonra hastalıktan öldü. Danimarkalılar Ağustos'ta Lutter Muharebesi'nde ağır bir şekilde yenildiler ve Mansfeld'in ordusu Kasım'daki ölümünün ardından dağıldı.[57]
Stralsund
Kuşatması(Mayıs–4 Ağustos 1628)
gösteren
modern renkli bir gravür.
Hesse-Kassel
ve Saksonya gibi Christian'ın Alman müttefiklerinin çoğu,
İmparatorluk içerisinde Danimarka egemenliğini
istemiyorken Lahey Antlaşması'nda kararlaştırılan
sübvansiyonların da çok azı ödendi.
İngiltere Kralı I. Charles, Christian'ın 9,000 İskoç
paralı asker toplamasına izin verdi ancak gelmeleri uzun
sürdü ve Wallenstein'in ilerlemesini yavaşlatsalar da
durdurmaya yetmedi.[58] 1627'nin sonunda Wallenstein Mecklenburg,
Pomeranya ve Yutland'ı işgal etti ve Danimarka'nın
Baltık Denizi üzerindeki egemenliğine meydan
okuyabilecek bir filo inşa etme planlarına başladı.
Hollanda'ya karşı yeni bir cephe açma fırsatı
da doğduğu için İspanya tarafından da
desteklendi.[59]
Mayıs 1628'de yardımcısı von Arnim, yeterince büyük gemi inşa tesislerine sahip tek liman olan Stralsund'u kuşattı ancak bu olay İsveç'i de savaşa soktu. Gustaf Adolf, aynı zamanda vali olarak atanan Alexander Leslie'nin komutasındaki Stralsund'a bin İskoç ve İsveç askeri gönderdi.[60] Von Arnim 4 Ağustos'ta kuşatmayı kaldırmak zorunda kaldı, ancak üç hafta sonra Christian Wolgast'ta başka bir yenilgiye uğradı. Son zaferlerine rağmen İsveç'in müdahale olasılığından korkan ve bu nedenle barış yapmak isteyen Wallenstein ile müzakerelere başladı.[61]
Albrecht
von Wallenstein,İmparatorluk için büyük bir
askeri başarı elde etti
ancak gücü hem
Ferdinand’ı hem de Alman prenslerini tehdit ediyordu.
Mantova
Veraset Savaşı'nın patlak vermesiyle sıkıntıya
giren Avusturya kaynaklarını da düşünen
Wallenstein, Ferdinand'ı Haziran 1629'da Lübeck
Antlaşması'nın nispeten yumuşak şartlarını
kabul etmeye ikna etti. Christian, Bremen ve Verden'den vazgeçmesi
ve Alman Protestanlarına verdiği desteği bırakmasına
karşılık Schleswig ve Holstein'deki topraklarını
elinde tuttu. Danimarka 1864'e kadar Schleswig ve Holstein
topraklarını elinde tutarken bu antlaşma ile
İskandinavya'daki baskın konumunu fiilen kaybetti.[62]
Bir kez daha zafer elde etmek için kullanılan taktikler savaşın neden sona ermediğinin de cevabıydı. Ferdinand, Wallenstein'e olan borcunu, rakiplerinin mülklerine el koymasına, şehirlerden fidye almasına ve adamlarının, müttefik ya da düşman olmasına bakmaksınız geçtikleri tüm toprakları yağmalamasına izin vererek ödedi. Wallenstein'in artan gücüne karşı artan öfke, bu tür taktiklerinden ve Ferdinand'ın Mecklenburg Dükü'nü görevden alıp yerine Wallenstein'i atamasıyla 1628'in başlarında zirveye ulaştı. Bu atama, dinden bağımsız olarak tüm Alman prensliklerini birleştirmiş olsa da Bavyera Elektörü Maximilian'ın Pfalz'ı almasıyla rakiplerini tehlikeye düşürdü. Protestanlar Frederick'in unvan ve topraklarının iade edilmesini ve 1618 öncesine dönülmesini istiyorken Katolik Ligi yalnızca 1627 yılının baz alınmasını istiyordu.[63]
Başarılı olacaklarına aşırı güvenen Ferdinand, Mart 1629'da 1555'ten sonra Katolik kilisesinden alınan tüm toprakların geri alınacağını duyuran bir İade Fermanı'nı çıkardı. Teknik olarak yaptığı yasal olsa da politik olarak hiç akıllıca değildi çünkü bu fermanla Kuzey ve Orta Almanya'daki hemen hemen her eyalet sınırı değişecek, Kalvinizmin varlığını inkâr edecek ve yaklaşık bir yüzyıldır önemli bir varlığının olmadığı bölgelerde Katolikliği yeniden tesis edecekti. İlgili prensliklerin hiçbirinin kendisiyle aynı fikirde olmayacağını çok iyi bilen Ferdinand, İmparatorluk fermanı yöntemini kullanarak bir kez daha danışmadan yasaları değiştirme hakkını kullanmış oldu. "Alman özgürlüğüne" yönelik bu yeni saldırı, muhalefetin daha sert devam etmesini sağladı ve önceki başarısını baltaladı.[64]
İsveç'in Müdahalesi (1630-1634)
İsveç Kralı Gustaf Adolf, yalnızca dini bir bölünme yüzünden İmparator Ferdinand'ın stratejik düşmanı değildi. Gustaf, önceki yıllarda Polonya-Litvanya'ya karşı savaşmış, ordusunu yeniden organize ve modernize etmişti. Polonya-Litvanya tahtı, İsveç tahtında da hak sahibi olan ve savaşta Ferdinand tarafından desteklenen Gustaf'ın Katolik kuzeni Zygmunt'a geçmişti. İmparatorluk içinde, Hesse-Kassel dükleri gibi sadece birkaç ve dağınık Protestan prens İmparatorun gücünün artmasına hala açıkça karşı çıkıyordu. 1628'de İmparatorluk, Hansa Birliği'nin bir üyesi olan Stralsund'u kuşattı. İsveç, kuşatmanın Baltık Denizi üzerindeki İsveç egemenliğine bir tehdit olarak kullanılmasını önlemek için Stralsund direnişçilerini destekledi. Fransa İsveç'in müdahale yapmasından yanaydı fakat Fransa da Katolik olduğu için Başbakan Kardinal Richeliueu, Katolikliğe açıkça karşıymış gibi gözükmemek için sadece mali yardımlarda bulundu. Richelieu'nun politikasını, "İspanya'nın ilerlemesini durdurmak" ve "komşularını İspanyol baskısından kurtarmak" olarak nitelendiriyordu.[65] Fransa'nın kaynakları İtalya'da meşgulken İsveç ve Lehistan arasında Eylül 1629'da Altmark Ateşkes Antlaşması'nın müzakeresine yardımcı oldu ve Gustaf'ı Almanya'ya müdahalesi için boşa çıkardılar. Gustaf, kısmen IV. Christian gibi Protestan dindaşlarını desteklemek için bir arzu duyuyordu, aynı zamanda İsveç'in gelirlerini çoğunu sağlayan Baltık ticaretindeki payını en üst düzeye çıkartmak istiyordu.[66] Bu esnada, Almanya'daki prenslerin çoğu, Wallenstein'in birliklerinin egemenlik alanlarına girmesine izin verdiği için Wallenstein'e karşı önyargılıydı. Wallenstein'in ise hem Bavyera Elektörü I. Maximilian hem de Ferdinand ile arasında bir rekabet de vardı, oğlunun bir sonraki İmparator seçilmesini sağlamak için Ferdinand generali görevinden aldı. Tserclaes'e komuta devredildi fakat İmparatorluk ordusunun büyük kısmı paralı asker olduğundan İmparatordan çok Wallenstein'e bağlıydı.
Gustaf, Katoliklere karşı resmi bir savaş ilanında bulunmadı. Müttefiki Stralsund'a yapılan saldırıdan sonra savaş ilan etmeden karaya çıkmak için yeterli bahanesinin olduğunu hissetti. İmparatorla anlaşmaya varmak için girişimlerde bulundu ancak bu müzakereleri her iki taraf da ciddiye almadı. Haziran 1630'da yaklaşık 18,000 askeriyle Pomeranya Dükalığı'na bağlı Usedom adasına çıkartma yaptı. Gustaf; Usedom, Wolin, Wolgast ve Anklam'ın yanında Stralsund'u köprübaşı olarak kullanarak kıyıda mevzilerini oluşturdu ve Oder Nehri boyunca Stettin'e doğru ilerledi. İsveç'in bölgedeki varlığı, Pomeranya Dükü XIV. Bogislaw ile İsveç'in Polonya-Litvanya'ya karşı İsveç'in Pomeranya'daki çıkarlarını güvence altına bir ittifaka zorlamayı da başarmıştı.[67] Bunun sonucunda, Polonyalılar dikkatini Rusya'ya çevirdi ve 1632-1634 Smolensk Savaşı'nı başlattılar.
Gustaf Adolf, ya da “Kuzeyin Aslanı” Breitenfeld’de, 1631.
Pomerenya'nın
büyük bölümünü güvence altına
aldıktan sonra Kral Gustaf, Lübeck ve Hamburg ile temas
kurmak için Mecklenburg'a doğru ilerlemek ve burada
Wismar ve Rostock şehirlerini ele geçirmek istedi. Doğuda
Demmnitz'de bir ordu toplandığını ve Alman
müttefiklerinden beklediği takviye kuvvetleri gelmediği
için Gustaf bu planlarından vazgeçti ve bunun
yerine doğudaki Kolberg'deki güçlerini rahatlatmak
için ilerledi. Gustaf, Katoliklere büyük bir darbe
indirmeyi umuyordu fakat düzensiz şekildeki İmparatorluk
birlikleri genellikle savaştan kaçındı ve
bundan dolayı İsveçliler yalnızca Greifenhagen
ve Garz'ı çok az bir dirençle karşılaşıp
aldıklarından sonra kış için kamp
kurdular. İsveç'in Protestan Almanlardan beklediği
büyük destek gerçekçi değildi ve 1630'un
sonunda tek yeni müttefikleri başkenti Tserclaes tarafından
kuşatılan Brandenburglu Christian William'dı.[68]
Protestan prensler kendilerini İsveç'in davasına
bağlamaya ilgi göstermeyince Gustaf "kaba kur"
yapmayı seçti. Gustaf'ın orduları, Küstrin
ve Frankfurt an der Oder kasabalarını alıp
yağmalayarak güneye Brandenburg'a taşındı.
Bununla beraber Gustaf'ın askerleri, müttefiki olan
Magdeburg'a 20 Mayıs'tan itibaren nüfusun büyük
kısmının öldürüldüğü ve
şehrin yakıldığı İmparatorluk
birlikleri tarafından yapılan korkunç bir yağmadan
kurtarmak için çok uzaktı ve geç kaldı.
İsveçliler, Magdeburg'un yağmalanmasını
avantaja çevirdiler. Avrupa'ya dağıtılan
kağıtlar ve broşürler, prenslerin ve yoksulların,
İmparatorun ya da en azından onun askerlerinin Protestan
vatandaşlarına nasıl davrandıklarını
anlamalarını sağladı.
1631'de
Magdeburg'un yağmalanması,
25 bin nüfuslu şehirden
yalnızca 5000 kişi sağ kurtuldu.
Birkaç
ay içerisinde Gustaf mevzilerini güçlendirdi ve
Kuzey Almanya'ya yayıldı, Alman prenslerden destek aldı
ve yol boyunca paralı askerlerden ordu kurdu. Sakson sınırına
ulaştığında gücü 23,000'den fazla adama
ulaşmıştı. Protestan olmalarına ve
İmparatorluk askerleri tarafından yapılan yıkıma
rağmen hem Saksonya hem de Brandenburg'un Pomeranya'da
İsveç'inkilerle ters düşen kendi çıkarları
vardı. Geçmişteki deneyimler de yabancı bir
gücü İmparatorluğa davet etmenin onların
gitmelerini sağlamaktan daha kolay olduğunu gösteriyordu.
Her ikisi de güçlü Alman devletleriydi ve
Pomeranya'ya yapılan gibi kolayca bir şeye zorla imza
atmazlardı.[69] Doğu Brandenburg'da zaten önemli bir
bölgeyi işgal eden Gustaf Adolf, ordusuyla Berlin'e doğru
ilerledi ve ordusunu şehir dışında yoğunlaştırdı.
Böylece Elektör George William'ı İsveç'e
müttefik olarak katılmaya zorladı. George William bir
ittifak kurmadı fakat İsveç'e transit geçiş
hakkı, iki kale ve sübvansiyon verdi. Bunun sonucunda
Katolik orduları Brandenburg'u ve diğer Hohenzollern
topraklarını defalarca tahrip edecekti.
İsveç'in müdahalesi
Richelieu
bir kez daha Fransa'nın mali gücünü İsveç
ve Alman prensleri arasındaki farklılıkları
ortadan kaldırmak için kullandı. 1631 yılında
Bärwalde Antlaşması ile İsveçlilere,
Saksonya ve Brandenburg dahil Protestan bloğuna fon sağladı.[70]
Bu fon yılda 400.000 Reichsthaler ya da bir milyon livre ve ek
olarak 1630 için ekstra 120.000 Reichsthalerdi. Toplam Fransız
devlet bütçesinin %2'sinden az olmasına rağmen
bu para İsveç bütçesinin %25'indne fazlasını
oluşturuyordu ve bununla da Gustaf 36,000 kişilik bir ordu
kurdu.[71] Yaz ortasında General Tserclaes, I. John George'den
Sakson topraklarından geçmek için izin istedi,
Elektör Saksonya'nın henüz savaşa girmediğini
belirterek teklifi reddetti. Bunun üzerine Tserclaes, ordusu ile
Gustaf'ın arasındaki en kısa mesafe olduğu için
Saksonya Elektörlüğü'nü işgal etti ve
Saksonların tarafsızlığını sona
erdirdi. Tserclaes'in planı, birlikleri Jena yakınlarındaki
birliklerle (yaklaşık 5,000 profesyonel asker) ve Hesse'den
yola çıkan Kont Otto von Fugger'in daha büyük
kuvvetleriyle birleşinceye kadar İsveçlilerle ve
Saksonlarla temastan kaçınmaktı. Gustaf ve John
George güçlerini birleştirdiler ve Tserclaes ile
Leipzig yakınlarında bir yerde çarpışmayı
planladılar. Bu birleşik İsveç ve Sakson
ordusu, Eylül 1631'de Leipzig yakınlarındaki
Breitenfeld'de İmparatorluk ordusuna büyük darbe
indiren büyük bir zafer kazandılar. Savaştan
sonra Tserclaes'in komutasındaki İmparatorluk ordusu
yalnızca 7,000 kişilik bir ordu kurabildi. Bu zaferle
cesaretlenen İsveç, Alman Protestanlardan daha büyük
destek aldı. Böylece John George komutasındaki Sakson
ordusu Bohemya'daki Habsburg topraklarına, Gustaf Avusturya'ya
saldırmaya hazırlanırken ve emrindeki Gustav Horn ise
Frankonya'ya doğru ilerledi.
Şubat 1632'de Horn, büyük ölçüde Alman askerlerinden oluşan bir kuvvetle Bamberg kasabasına saldırdı, Tserclaes 22,000 adamla Nördlingen'den kuzeye doğru ilerledi ve 9 Mart'ta şehri geri aldı. Bu başarıyı takip edemeyecek kadar zayıf olmasına rağmen ve Tuna üzerinde büyük bir köprüyü kontrol eden Ingolstadt'a geri çekilmesine rağmen Gustaf Alman müttefiklerinin bu denli tehdit edilmesinden korktu ve Avusturya'yı işgal etme planlarından vazgeçerek Mainz'deki kışlık karargahından güneye Bavyera'ya taşındı. Kendi güçlerini Horn, Johan Banér ve Saxe-Weimar Dükü William ile birleştirerek 37,705 adam ve 72 topluk bir güce ulaştı. İsveçliler 31 Mart'ta Nürnberg'e girdiler, ardından 6 Nisan'da Tserclaes'in Lech Nehri boyunca bir savunma hattı kurduğu yerin yakınındaki Donauwörth'ü ele geçirdiler. 22,000 kişilik ana ordu, Rain'in etrafına yerleştirildi, 5,000 kişilik bir müfreze de Augsburg'daki başka bir geçişi kapadı. Ardından yaşanan Rain Muharebesi bir başka İsveç zaferiydi, Tserclaes ise ağır yaralandı ve daha sonra aldığı yaralar yüzünden öldü. Fazla müstahkem şehir sayısı nedeniyle Tuna yoluyla Viyana'ya gidemeyen Gustaf, Münih kapılarına kadar Güney Bavyera'nın iç kısımlarında bir yıkım dalgası başlattı.
Kral Gustaf, Kasım 1632’deki Lützen Muharebesi’nde öldürüldü.
Tserclaes'in
ölümünden sonra İmparator Ferdinand, eski askeri
lideri olan Wallenstein'i, Bavyera'daki Adolf'u durdurmak için
askeri hizmete geri çağırdı. Adolf Münih'i
işgal ederken Wallenstein birkaç hafta içinde yeni
bir ordu kurdu ve Adolf'ın tedarik zincirini kesmek için
Kuzey Bohemya'ya ve ardından Kuzey Bavyera'ya ilerledi.
İsveçlilerin Almanya içlerinde aşırı
yayıldığını bilerek Frankonya'ya ilerdi ve
İsveç tedarik hattını tehdit ederek Fürth'e
yerleşti. Tehlikeyi gören Adolf, Wallenstein ile savaşmak
için ordusunu kuzeye doğru hareket ettirdi. Sayıca
az olduğunu fark eden Adolf, müstahkem şehir olan
Nürnberg'e taktiksel geri çekilme emri verdi.
Wallenstein'in ordusu İsveçlileri açlıktan
öldürmek için hemen şehri kuşattı.
Adolf, çıkmazı kırmak için umutsuz bir
girişimle Wallenstein'in ordusuna Ağustos ayının
sonlarında Alte Veste Muharebesi'nde (Nürnberg
yakınlarındaki ormanlık bir tepedeki eski kale) ve
Eylül ayı başında Fürth Muharebesi'nde
saldırdı ancak başarısız oldu. Bu
muharebeler, savaşın en büyük muharebelerinden
bazılarıydı ancak Gustaf'ın tüm seferi
sırasında yaptığı en büyük
yanlışlardı.[72] Kuşatma, İsveçlilerin
Nürnberg'den ayrılıp kuzeye kaçmasıyla
birkaç hafta sonra sona erdi. Her iki taraf da erzak
eksikliğinden ve hastalıktan muzdarip olduğundan
Wallenstein geri çekilen İsveçlileri takip etmedi.
İki ay sonra Kasım'da, İsveçliler ve
İmparatorluk bir kez daha Lützen'de karşı karşıya
geldiler ve her iki taraf da ağır kayıplar verdi. Bazı
İsveç birimleri %60'ın üzerinde kayıp
verdi ve Kral Gustaf bir süvari saldırısı
esnasında öldürüldü, Wallenstein'in
yardımcısı Pappenheim da öldürüldü.[73]
Savaş, Wallenstein'in topçularını geride
bırakıp yaralandığı alacakaranlığa
kadar devam etti ve Wallenstein geri çekildi. Ağır
kayıplara rağmen savaşın sonucu halen tartışmalı
olsa da İsveçliler savaşa bir zafer olarak
baktı.[74][75]
Kral Gustaf'ın ölümünün ardından İsveç politikasını son derece yetenekli olan Şansölye Axel Oxenstierna yönetmeye başladı. Ordunun kontrolünü sağladıktan sonra, Protestan prenslerle daha önceki gevşek ittifakı daha resmi bir yapıyla değiştirmeyi planlıyordu. Bunu, İsveç devletini istikrara kavuşturmak için gereken bir ihtiyaçtan ve müttefiklerinin güvenilirliği konusundaki şüphelerden dolayı hayata geçirmek istiyordu. Lützen'den sonra Saksonya Elektörü John George bir tarafsızlık antlaşması müzakere etmek için Alman Protestanlara Dresden'de bir zirveye davet etti, Fransa ise gelişmeleri bekleyerek İsveç'e ödediği sübvansiyonları askıya aldı. İmparatorluk danışmanları, Ferdinand'ı bundan faydalanmaya ve İade Fermanı'nı tersine çevirmesini önerdiler ancak Ferdinand kayıplarını askeri yollarla telafi edeceğine inanıyordu ve fırsatı kaçırdı. Mart ayında Oxenstierna; Yukarı Ren, Aşağı Ren-Vestfalya, Svabya ve Frankonya Çemberlerinin üyelerini Heilbronn'a davet etti. Hansa Birliği ülkelerini toplama çabaları başarısız olsa da 27 Nisan 1633'te Heilbronn Ligi kuruldu. Fransa, 7 Nisan'da sübvansiyon ödemelerine devam etti, en önemlisi bu paralar İsveç'in kontrolünü garanti altına alarak doğrudan İsveç'e ödenmeye başlandı. Oxenstierna, askeri meseleleri veto hakkıyla Lig Direktörü olarak atandı. Üçü İsveçli, diğerleri Kont Solms-Hohensolms gibi uzun süredir destekçileri olan on danışmandan oluşan bir konsey tarafından desteklendi. Temmuz'da Ligin Brünswick-Lüneburg Dükü George ve Dodo Knyphausen komutasındaki birleşik kuvvetleri, Oldendorf'ta Bavyera generali Bronckhorst-Gronsfeld tarafından yönetilen bir İmparatorluk ordusunu yendi.[76] Bu arada Lützen Muharebesi, Wallenstein'in prestijini ciddi şekilde etkilemiş, içteki rakipleri ise Bronckhorst-Gronsfeld'i desteklemediğini iddia etmişti. Wallenstein'in taraf değiştirmeye hazırlandığı söylentileri de çıkınca İmparator Ferdinand 1634 Şubat ayında tutuklanmasını emretti. 25 Şubat'ta Cheb'de ise kendi subayları tarafından suikastle öldürüldü.[77]
1634'te
Nördlingen’deki yenilgi, Protestan-İsveç
ittifakı için
büyük bir gerilemeye neden
oldu ve Ertesi yıl
Fransa’nın savaşa
girmesine sebep oldu.
Wallenstein'in
ve onun teşkilatının kaybı, İmparator
Ferdinand'ı askeri destek için İspanya'ya bağımlı
hale getirdi. İspanyolların temel endişeleri
Hollandalılara karşı yürüttükleri sefer
için İspanyol Yolu'nu yeniden açmak olduğu
için odak noktası Renenya ve Bavyera'ya kaydı. Yeni
İspanyol Hollandası Valisi olarak atanan Avusturyalı
Kardinal-Prens Ferdinand, İtalya'da 18,000 kişilik bir ordu
kurdu ve bu ordu 2 Eylül 1634'te Donaüwörth'te
İmparatorun oğlu Macaristan kralı Ferdinand
liderliğindeki 15,000 kişilik bir İmparatorluk
ordusuyla birleşti ve İsveç garnizonunun bulunduğu
Nördlingen'e doğru birlikte harekete geçtiler.
General Horn ve Saxe-Weimar Dükü Bernard tarafından
komuta edilen İsveç-Alman ordusu, şehrin yardımına
gitti fakat karşılarındaki İmparatorluk-İspanya
ordusunu sayısal ve nitelik olarak hafife aldılar. 6
Eylül'de Horn, Nördlingen'in güneyindeki tepelere inşa
edilen tahkimatlara karşı bir dizi saldırı
başlattı fakat hepsi geri püskürtüldü.
Düşmanlarının sayısal üstünlüğü,
İmparatorluk-İspanya komutanlarının
pozisyonlarını sürekli olarak takviye edebileceği
anlamına geliyordu ve Horn sonunda geri çekilmeye karar
verdi. Geri çekilme esnasında İmparatorluk
süvarileri tarafından etrafları sarıldı ve
Protestan ordusu tam anlamıyla çöktü.
Nördlingen'deki kesin zafer, Güney Almanya'daki İsveç
gücünü yok etti ve İsveç'in savaştan
sonra İmparator ile barış yapmaya çalışan
Alman müttefiklerinin de iltica etmesine yol açtı.[78]
Yenilginin geniş kapsamlı bölgesel ve stratejik
sonuçları oldu; İsveçliler Bavyera'dan
çekilmek zorunda kaldılar ve Protestan Alman müttefikleri
Mayıs 1635'teki Prag Barışı şartlarına
göre İmparator Ferdinand ile barış yaptılar.
Daha önce yalnızca Hollandalıları ve İsveçlileri
mali olarak yardım etmekle sınırlayan Fransa,
Nördlingen'deki Katolik zaferi üzerine, Habsburg gücünün
yeniden artması ve konsolide olmasından korkarak savaşa
aktif bir savaşçı olarak girmeye karar verdi.
2. Aşama: Fransa'nın Savaşa Girmesi (1635-1648)
Kardinal
Richelieu, savaş boyunca
Fransız dış
politikasını büyük ölçüde
yöneten isimdi.
Nördlingen
Muharebesi, savaşı bitirmek yerine savaşa Fransa'nın
dahil olmasını sağlayarak savaşı genişletti.
Richelieu İsveçlilere yeni sübvansiyonlar bağladı,
Renenya'ya bir saldırı için Saxe-Weimar Dükü
Bernard'a tarafından yönetilecek bir paralı asker
ordusu tuttu ve Mayıs 1635'te İspanya'ya resmi olarak savaş
ilan etti.[79] Birkaç gün sonra Alman devletleri ve
Ferdinand Prag Barışı'nı kabul ettiler. İade
Fermanı'nın geri çekilmesi karşılığında
Heilbronn ve Katolik Ligi feshedildi, Saksonya ve Bavyera kendi
güçlerinin kontrolünü elinde tutacaklardı
fakat kalan ordular tek bir İmparatorluk ordusu altında
birleşecekti. Bu noktadan sonra savaş, savaşın
Almanların arasındaki dini çatışmadan
çıktığı nokta olarak görülür.[80]
Mart 1635'te bir Fransız kuvveti Valtellina'ya girerek İspanyol kontrolündeki Milano ile İmparatorluk arasındaki bağlantıyı bir kez daha kesmiş oldu.[81] Mayıs ayında 35,000 kişilik Fransız ana ordusu, İspanyol Hollandası'nı işgal etti fakat hastalık ve firarlardan dolayı 17,000 kayıp verdikten sonra Temmuz ayında geri çekilmek zorunda kaldılar. 1636'da bir İspanyol saldırısı Kuzey Fransa'daki Corbie'ye ulaştı, bu olay sonucunda Paris'te bir panik havası oluşurken erzak sıkıntı İspanyol ordusunun geri çekilmesine sebep oldu ve bu tarz bir saldırı bir daha tekrarlanmadı.[82] Mart 1636'da Wismar Antlaşması'na göre Fransa, İsveç ile ittifak olup Otuz Yıl Savaşları'na resmen katıldı. İsveç'in kazanımlarının çoğu elden gitmiş, Saksonlar da dahil olmak üzere yerel müttefikler kaybedilmiş ve kuzeydeki İsveç pozisyonu savunmasız kalmış olsa da Johan Banér komutasındaki bir İsveç ordusu Brandenburg'a girdi ve 4 Ekim 1636'da Wittstock Muharebesi'nde bir İmparatorluk kuvvetini yenmeyi başardı. Bu zaferle birlikte İsveç, Kuzey ve Doğu Almanya'daki konumlarını yeniden kurmaya başladı.[83]
II. Ferdinand Şubat 1637'de öldü ve yerine kötüleşen bir askeri pozisyonla karşı karşıya kalan III. Ferdinand geçti. Mart 1638'de Bernard, Rheinfelden'de bir İmparatorluk ordusunu yok ederken Aralık ayında Breisach'ı ele geçirerek Alsas'ın Fransa kontrolü altında kalmasını güvence altına aldı ve İspanyol Yolu'nu kesti. Ekim ayında von Hatzfeldt, Vlotho'da İsveç-İngiliz-Pfalz ordusunu yendi ancak Matthias Gallas komutasındaki ana İmparatorluk ordusu Kuzey ve Doğu Almanya'yı harap olmuş bölgede ordusunu besleyemediği için bölgeyi İsveçlilere terk etti.[84] Banér, Nisan 1639'da Chemnitz'de Saksonları yendi, ardından da Mayıs'ta Bohemya'ya girdi.[85] Durumu toparlamak için Ferdinand, Piccolomini'nin ordusunu Thionville'den çıkartmak zorunda kaldı ve Avusturya ile İspanya arasındaki doğrudan askeri işbirliğine son verdi.[86]
III.Ferdinand babasının 1637’deki ölümü üzerine Kutsal Roma İmparatoru seçildi.
İspanya
başbakanı Olivares üstündeki baskı özellikle
Polonyalı yardımcı kuvvetleri kiralama girişimlerinin
başarısız olmasının ardından barış
yapması için arttı.[87] İspanyol Yolu'nun
kesilmesi Madrid'i Flanders'daki ordularını deniz yoluyla
ikmal etmeye zorladı ve Ekim 1639'da Downs Deniz Muharebesi'nde
büyük bir İspanyol konvoyu yok edildi.[88]
Hollanda'nın Portekiz'in Afrika ve Amerika'daki topraklarına
saldırıları, o zamanlar İspanyol
İmparatorluğu'nun bir parçası olan Portekiz'de
huzursuzluğa sebep oldu ve bu durum ağır vergilerle
birleşince Portekiz ve Katalonya'da isyanlar çıktı.[89]
Fransızlar 1640 Ağustos'unda Arras'ı ele geçirdikten
sonra Olivares, Hollanda'nın bağımsızlığını
kabul etmenin ve Flanders'da daha fazla kaybı önlemenin
vaktinin geldiğini söylüyordu. İspanya hala
müthiş bir güç olarak kalmıştı
ama artık Ferdinand'ı mali olarak destekleyemiyordu, bu da
Ferdinand'ın savaşa devam etmesini etkiledi.[90]
Bernard Temmuz 1639'da öldükten sonra, askerleri Weser boyunca etkisiz bir sefer için Banér'in İsveç ordusuna katıldı. Ocak 1641'de Regensburg'daki İmparatorluk Diyeti'ne yapılan saldırı çok dikkat çekmişti.[91] Daha sonra geri çekilmek zorunda kalan Banér, Mayıs ayında Halberstadt'a ulaştı ve orada öldü. Haziran ayında Wolfenbüttel'de bir İmparatorluk ordusunu yenmelerine rağmen çoğu Alman olan birlikleri maaş eksikliği nedeniyle isyan etti.[92] Bu durum, Lennart Torstenson'un Kasım ayında 7,000 İsveçli asker ve isyancıları tatmin edecek kadar nakit parayla gelmesiyle kurtarıldı.[93]
Savaşın Fransız-İsveç dönemindeki seferler (1642'ye kadar)
Ocak
1642'de Kempen'deki Fransız zaferini, Torstenson'un Avusturya
Arşidükü Leopold Wilhelm liderliğindeki
İmparatorluk ordusuna yaklaşık 10,000 kayıp
verdittiği Ekim 1642'deki İkinci Breitenfeld Muharebesi
izledi.[94] Aralık'ta Leipzig'in ele geçirilmesi
İsveçlilere Almanya'da önemli yeni bir üs
sağladı ve Freiberg'i ele geçirememelerine
rağmen[95] 1643'te Sakson ordusunu birkaç izole garnizona
sıkıştırmıştılar.[96] Ferdinand,
hedeflerine artık askeri yollarla ulaşamayacağını
kabullenmişti. İmparatorluk devletlerini Fransa ve İsveç
ile olan müzakerelere katılmasını engellemek ve
İmparatorluğu bir bütün olarak temsil etmeyi
umarak savaşa devam etti.[97]
Aralık 1642'de Richelieu'nun öldü, ardından 14 Mayıs 1643'te Kral XIII. Louis de öldü ve tahta beş yaşındaki oğlu XIV. Louis geçti. Bununla beraber Richelieu'nun politikaları halefi olan Kardinal Mazarin tarafından devam ettirildi, Fransızların Alsas'taki kazanımları, Hollanda'da İspanya'ya karşı olan savaşa yeniden odaklanmayı sağladı. 19 Mayıs'ta Condé Kontu Loius de Bourbon, Rocroi'de İspanyollara karşı meşhur bir zafer kazandı ve bu zafer İspanyolların Alçak Ülkeler üzerinden bir başka Fransa'yı işgal şansını ortadan kaldırdı.[98]
Condé'nin Rocroi'daki felaketten tam olarak yararlanamamasının en büyük nedeni savaşçıları etkileyen faktörlerden kaynaklanıyordu. 25 yıllık savaşın açtığı tahribat, orduların savaşmaktan çok yiyecek aramak için enerji harcamalarına neden oluyordu. Bu yüzden de süvariler çok daha önem kazanıyor ve daha küçük ve daha hareketli olmaya zorluyordu. Bu yemek ihtiyacı aynı zamanda sefer mevsimlerini de kısalttı çünkü yemek toplama ihtiyacı daha seferi daha da erteliyordu ve bu yüzden orduları genelliklere nehirlere yakın, kolayca yemek tedarik edebilecekleri alanlara kısıtlıyordu.[99] Buna ek olarak, Fransızlar Kasım ayında Tuttlingen Muharebesi'nde Franz von Mercy liderliğindeki bir İmparatorluk-Bavyera ordusu tarafından imha edildikten sonra Almanya'da yeni bir ordu kurmak zorunda kaldılar.[100]
Yolcular
askerler tarafından saldırıya uğruyor,Sebastian
Vrancx, 1647.
Arka planda harap olmuş manzaraya dikkatle
bakınız,
1640’lara gelindiğinde atlar için
malzeme ve yem sıkıntısı
askeri seferleri
büyük ölçüde kısıtladı.
Rocroi
Muharebesi'nden kısa bir süre sonra Ferdinand, İsveç
ve Fransa'yı Vestfalya'nın Münster ve Osnabrück
kasabalarında barış görüşmeye davet
etti fakat Danimarka Kralı IV. Christian'ın Hamburg'u
ablukaya alıp Baltık Denizi'ndeki geçiş
ücretlerini arttırması bu görüşmeleri
geciktirdi.[101] IV. Christian'ın bu hareketi, Hollanda ve İsveç
ekonomilerini ciddi şekilde etkiledi ve Aralık 1643'te
İsveçliler Hollanda'nın deniz desteği
sağlamasıyla Yutland'ı işgal etti ve Torstenson
Savaşı başlamış oldu. Ferdinand, İsveçlilere
arkadan saldırmak için Gallas komutasında bir
İmparatorluk ordusu topladı fakat bu da facia bir karar
olduğunu kısa sürede kanıtladı. Mayıs
1644'te Danimarka'daki savaşı bitirmek için
Wrangel'den ayrılan Torstenson, İmparatorluğa doğru
yürüdü ve Gallas onu durduramadı. Danimarkalılar
Ekim 1644'te Fehmarn'daki yenilgilerinden sonra barış
istediler.[102]
Ağustos 1644'te Fransız ve Bavyera orduları her iki tarafın da ağır kayıplar verdiği (ufak bir Bavyera zaferi olarak da görüşür) üç gün süren Freiburg Muharebesi'nde karşı karşıya geldiler. İki tarafın kayıpları Maximilian'ı artık savaşın kazanılamayacağına ikna etti ve savaşı bitirmesi için Ferdinand'a baskı yapmaya başladı.[103] Kasım ayında barış görüşmelerinin yeniden başlamasından kısa bir süre sonra Gallas'ın orduları dağıldı ve kalıntıları Bohemya'ya çekildi, Mart 1645'te Torstenson ise Jankau'da bu orduyu tamamen dağıttı.[104] Mayıs ayında, von Mercy komutasındaki Bavyera kuvveti, Ağustos ayında İkinci Nördlingen'de yenilip von Mercy öldürülmeden önce Herbsthausen'de bir Fransız müfrezesini yok etmişti.[105] Ferdinand'ın yardım edemediği Saksonya Elektörü John George, Eylül ayında İsveç'le altı aylık bir ateşkes imzaladı ve ardından Mart 1646'da Eulenberg Antlaşması ile savaşın sonuna kadar tarafsız kalmayı kabul etti.[106]
Enghien Dükü Louis,Freiburg Muharebesi'nde ordularını komuta ediyor,1644.
Torstenson'un
yerini alan Wrangel liderliğindeki İsveçliler, 1646
yazında Bavyera'yı işgal etti ve savaşı
başlatmaktan büyük oranda sorumlu olan Maximilian
savaşı bitirmek için oldukça çaresizdi.[107]
Bu noktada İspanyollar, Mazarin'e Fransız işgali
altındaki Katalonya'yı İspanyol Hollandası ile
takas etmek için gizli bir teklif sundular. Fransızlara
ikiyüzlü olarak gören ve bu duruma kızan
Hollandalılar, Ocak 1647'de İspanya ile bir ateşkes
imzaladılar ve ayrı bir barış şartlarını
müzakere etmeye başladılar.[108] Hollanda'yı
diplomasi yoluyla elde edemeyen Mazarin, bölgeyi zorla ele
geçirmek için kaynaklarını bir araya
getirmeye karar verdi ve 14 Mart 1647'de Bavyera, Köln ve İsveç
ile Ulm Mütakeresi'ni imzaladı.[109]
Savaşın son çarpışması, İsveç’in Prag’ı kuşatması
İkinci
Nördlingen’de Fransızlar zaferle ayrılmalarına
rağmen Bavyera’ya ilerlemeleri bir sonraki yıla
sarktı.
Fransız
saldırısı, Ren'deki Fransız komutan Turenne
tarafından yönetilecekti ancak çoğu Alman olan
birlikleri isyan ettiğinde planlar rafa kaldırıldı,
ayrıca Bavyera generali Johann von Werth de ateşkese uymayı
reddetti.[110] İsyanlar hızla bastırılmış
olsa da Maximilian, Werth gibi yapmak zorunda hissetti ve Eylül
ayında Bronckhorst-Gronsfeld'e Bavyera ordusunun kalıntılarını
von Holzappel komutasındaki İmparatorluk birlikleriyle
birleştirmesini emretti.[111] Wrangel ve Turenne liderliğindeki
bir Fransız-İsveç birliği sayıca az olan
İmparatorluk ordusuna karşı Zusmarshausen'de galip
geldiler ve çatışmada von Holzappel öldürüldü.
İmparatorluk ordusunun büyük kısmı Raimondo
Montecuccoli'nin etkili bir artçı harekâtı
sayesinde kaçmasına rağmen Bavyera bir kez daha
savunmasız kaldı.[112]
İsveçliler, Temmuz ayında kaleyi ve Malá Strana bölgesini ele geçirerek Prag'a saldırmak için von Königsmarck komutasında ikinci bir kuvvet gönderdi. Esas hedef, savaş sona ermeden önce olabildiğinde çok ganimet elde etmekti. Prag'ın tarihi merkezini alamadılar ama İmparatorluk kütüphanesini ve şimdi Stockholm'de bulunan Codex Gigas dahil hazineleri ele geçirdiler. Bu arada İmparator Ferdinand, kardeşi Arşidük Leopold Wilhelm'i 1647'de İspanya Hollandası'nın valisi olarak olarak atadı, İspanya ile olan bağlarını güçlendirmek ve bölgedeki savunmaları güçlendirmeye yardımcı olmak için atandı. Arşidük aynı yıl Fransızlara karşı büyük bir saldırı başlatacaktı ve başlangıçta İspanyol orduları ile Armentiéres, Comines, Landrecies kalelerini geri alarak başarıyı sağladı. Condé Kontu Louis, Katalonya'da İspanyollara karşı başarısız bir seferden geri çağrıldı ve 16,000 kişilik Fransız ordusunun komutanlığına atandı. Louis Ypres'i ele geçirdi ancak Arşidük ve Lüksemburg Valisi General Jean de Beck liderliğindeki 18,000 kşilik İspanyol-Alman kuvveti Lens'i kuşattı. Conde Kontu, onlarla çarpışmak için ilerledi ve 20 Ağustos'ta Lens'in batısındaki İspanyollarla çarpıştı ve onları kesin bir şekilde yendi. İspanyollar ordularının yarısını kaybetmişti ve bu Fransız zaferi, Ferdinand'ın barış isteme kararını büyük ölçüde etkilemişti. Fronde isyanının patlak vermesi, Fransızların Habsburglara karşı kazandıkları zaferi sonuna kadar kullanmasını engelledi ve İspanya ile olan savaş 11 yıl daha devam etti.
Lens
Muharebesi, savaşın son büyük muharebelerinden
birisiydi.
Yine de Fransa ile İspanya arasındaki savaş
1659’a kadar devam edecekti.
24
Ekim'de Ferdinand, Fransa ve İsveç ile savaşı
sona erdiren barış antlaşmalarını
imzaladı.[113] Toplu olarak Vestfalya Barışı
(Antlaşması) olarak bilinen antlaşmalar, sonrasında
Avrupa'daki jeopolitik, dini ve askeri durumu antlaşmadan
itibaren yarım yüzyıl boyunca yeniden
şekillendirecekti.
Almanya
Dışındaki Çatışmalar
Kuzey İtalya
Kuzey İtalya, merkezi otoriteye karşı uzun süredir isyan eden bir bölge olan Güney Fransa'nın kontrolü için hayati bir önem taşıdığı için yüzyıllar boyunca Fransa ile Habsburglar arasında bir çatışma noktası olmuştu. İspanya, İtalya'da baskın güç olarak kalırken özellikle İspanyol Yolu olmak üzere uzun dış iletişim yollarına güvenmesi potansiyel bir zayıflık noktasıydı. İspanyol Yolu, askerleri ve malzemeleri Napoli Krallığı'ndan Lombardiya üzerinden Flanders'daki ordularına taşımalarına yardımcı oluyordu. Fransızlar İspanyolların elindeki Milan Dükalığı'na saldırarak veya Grabündenlilerle ittifaklık yapıp Alp geçitlerini engelleyerek İspanyol Yolu'nu kesmeye çalıştı.[114]
Mantova Dükalığı'nın bir bölgesi olan Montferrat ve Montferrat'ın kalesi olan Casale Monferrato, mülk sahibinin doğrudan Milan'ı tehdit edebiliyordu. Veraset sırasındaki son dükün Aralık 1627'de ölmesiyle Fransa ve İspanya'nın rakip iddia sahiplerini destekledi ve bunun sonucunda 1628-1631 Mantova Veraset Savaşları başladı.[115] Fransa doğumlu Nevers Dükü, Fransa ve Venedik Cumhuriyeti tarafından, rakibi Guastalla Dükü İspanya, II. Ferdinand, Savoy ve Toskana tarafından desteklendi. Bu küçük çatışmanın Otuz Yıl Savaşları üzerinde büyük bir etkisi oldu çünkü Papa VIII. Urbanus, Habsburgların İtalya'daki genişlemesini Papalık Devleti için bir tehdit olarak gördü. Sonuç olarak Katolik kilisesi bölündü, Papa II. Ferdinand'dan uzaklaştı ve Fransa'nın Habsburglara karşı Protestan müttefikler kullanması kabul edilebilir olarak görüldü.[116]
Mart 1629'da Fransızlar, Pas de Suse'deki Savoy mevzilerine baskın düzenlediler, İspanyolların Casale Kuşatmasını kaldırdılar ve Pinerolo'yu ele geçirdiler. Suza Antlaşması ile daha sonra iki kaleyi Fransa'ya bıraktı ve Fransız birliklerinin Savoy topraklarından sınırsız geçişine izin vererek Piyemonte ve Alpler'in Güney Fransa'ya çıkan geçitlerinin Fransa kontrolüne bıraktı.[117] Ancak ana Fransız ordusu 1629'un sonlarında bölgeden çekilir çekilmez İspanyollar ve Savoylular Casale'yi bir kez daha kuşattı. II. Ferdinand, ana Venedik saha ordusunu bozguna uğratan ve Nevers Dükü'nü Montova'dan kaçmasına zorlayan bir İspanyol saldırısını desteklemek için Alman paralı askerler sağladı. Ekim 1630'a gelindiğinde Fransızların tutumu o kadar belirsizdi ki temsilcileri Ratisbon Antlaşması'nı kabul etmesine rağmen şartları Richelieu'nun Habsburg genişlemesine karşı çıkma politikasına ters düştüğünden antlaşma asla onaylanmadı.[118]
Bazı sebeplerden dolayı, özellikle de yıkıcı bir veba salgını olmak üzere, Kuzey İtalya'daki Fransız konumunu eski haline getirdi. 1629-1631 yılları arasında Milano'da 60,000'den fazla ve Venedik'te 46,000'den fazla kişi öldü ve başka yerlerde aynı oranda kayıplar yaşandı.[119] Richelieu, İspanyol-Savoy ittifakını Casale'den çekilmeye ve Nisan 1631'de Cherasco Antlaşması'nı imzalamaya zorlayan bir İsveç işgalini finanse etmek için İmparatorluk kaynaklarının Almanya'dan İtalya'ya saptırılmasından faydalandı. Nevers Dükü, Mantova Dükü olarak taç giydi ve Richelieu'nun temsilcisi Kardinal Mazarin, Pinerolo'yu tahliye etmeyi kabul etmesine rağmen daha sonra Savoy Dükü I. Victor Amadeus ile yapılan bir anlaşma gereğince geri alındı. 1639-1642 Piyemonte İç Savaşı dışında, bu antlaşma, önümüzdeki yirmi yıl boyunca Kuzey İtalya'daki Fransız konumunu güvence altına aldı.[120]
Casale Monferrato’nun Fransız askerleri tarafından kuşatması ve ele geçirilmesi, 1630.
1635'te
Fransız-İspanyol Savaşı'nın patlak
vermesiyle Richelieu, İspanyol tedarik hattını kesmek
için Victor Amadeus'un Milano'ya karşı yenilenen bir
saldırısını destekledi. Bunlar arasında
1635'te Valenza'ya yapılan başarısız bir saldırı
ile Tornavento ve Mombaldone'daki küçük zaferler de
vardı.[121] Kuzey İtalya'daki Habsburg karşıtı
ittifak Eylül 1637'de önce Mantova Dükü
Charles'in ardından Ekim'de Victor Amadeus'un ölmesiyle
dağıldı. Victor Amadeus'un ölümüyle dul
karısı Christine ile kardeşleri Thomas ve Maurice
arasında Savoy'un kontrolü için bir mücadeleye
sebep oldu.[122]
1639'da, Fransa'nın XIII. Louis'in kız kardeşi Christine'yi ve İspanya'nın iki kardeşi desteklediği bir açık savaşa dönüştü ve savaş Torino Kuşatması ile sonuçlandı. 17. yüzyılın en ünlü askeri olaylarından biridir, birbirini kuşatan en az üç farklı orduyu içeriyordu. Katalonya ve Portekiz'deki isyanlar İspanyolları İtalya'daki seferlerini durdurmaya zorladı ve savaş Christine ve Fransa lehine sonuçlandı.[123]
1647'de, Fransız destekli bir isyan sonucunda Napoli'deki İspanyol yönetimi geçici olarak devrildi. İspanyollar ayaklanmayı çabucak bastırdı ve isyancıları desteklemek için gönderilen çok sayıdaki Fransız seferlerini yenerek Güney İtalya'daki hakimiyetlerini tekrar sağladılar.[124] İtalya'daki İspanyol yönetiminin zayıflığı anlaşıldı ve yerel soyluların Madrid'e yabancılaşmasını ortaya çıkardı. 1650'de Milano Valisi, güneydeki yaygın memnuniyetsizliğin yanında Parma Dükalığı'nın güvenilecek tek İtalyan devleti olduğunu yazdı.[125]
Katalonya
1630'lar boyunca savaşın masrafını karşılamak için yapılan vergi artışları İspanyol topraklarında protestolara yol açtı, bunun sonucunda 1640'ta önce Portekiz'de ve ardından Katalonya Prensliği'nde eşzamanlı isyanların çıkmasıyla sonuçlandı. Richelieu'nun 'oyalama savaşı'nın bir parçası olarak Fransa tarafından desteklenen isyancılar Ocak 1641'de Katalan Cumhuriyeti'ni ilan ettiler.[126] Madrid hükûmeti isyanı bastırmak için hızla 26,000 kişilik bir ordu topladı ve isyancıları 23 Ocak 1641'de Martorell'de yendi. Fransızlar Katalan Meclisi'ni XIII. Louis'i Barselona Kontu ve Katalonya hükümdarı olarak tanımaya ikna ettiler.[90]
26 Ocak'ta birleşik bir Fransız-Katalan kuvveti daha büyük sayıdaki İspanyol ordusunu Montjuïc'te bozguna uğrattı ve Barselona'yı güvence altına aldı. İsyancılar kısa bir süre sonra yeni Fransız yönetiminin eskisinden çok az farklı olduğunu anladılar ve savaşı Fransız-Katalan soyluları, kırsal köylüler ve İspanyollar arasında üç taraflı bir savaşa dönüştürülmüş halde buldular. Fransa, Perpignan ve Roussillon'un kontrolünü ele geçirip Pireneler boyunca modern Fransa-İspanya sınırını oluşturduktan sonra çok az ciddi çatışmaya girdi. İsyan 1651'de İspanyolların Barselona'yı ele geçirmesiyle sona erdi.[127]
Avrupa Dışında
İber
Birliği: İspanya’nın 1602’den 1663’e
kadar süren
Hollanda-Portekiz Savaşı’nda
Portekiz çıkarlarını koruyamaması
1640’ta
başlayan Portekiz Restorasyon Savaşı için
önemli bir faktördü.
1580'de
İspanya Kralı II. Felipe, İber Birliği'ni kurarak
Portekiz İmparatorluğu'nun hükümdarı oldu.
1602-1663 Hollanda-Portekiz Savaşı, Hollanda'nın
İspanya'dan bağımsızlık mücadelesinin
bir dalıydı. Portekizliler, Avrupa'ya şeker ve tütün
ihraç eden Brezilya Kolonisi'ndeki tarlalarda çalışmak
üzere Batı Afrika ve Portekiz Angolası'ndan kölelerin
taşındığı üç köşeli
ticaret olarak bilinen trans-Atlantik ekonomisine hakim oldu.
Hollandalı tarihçiler tarafından 'Büyük
Tasarım' olarak bilinen bu ticaretin kontrolünü ele
geçirmek sadece karlı olmakla kalmayacak aynı
zamanda İspanyolları Hollanda'daki savaşlarını
finanse etmek için gereken fonlardan mahrum bırakacaktı.[128]
Hollanda Batı Hindistan Şirketi bu amaca ulaşmak için 1621'de kuruldu ve Hollanda filosu 1624'te Brezilya'nın Salvador, Bahia limanını ele geçirdi. 1625'te Portekizliler tarafından geri alındıktan sonra ikinci bir filo 1630'da Hollanda Brezilyası'nı kurdu ve burayı 1654'e kadar yönettiler.[129] İkinci hedef, başta Angola ve São Tomé olmak üzere Afrika'daki köle ticareti merkezlerini ele geçirmekti. Konumları Portekiz genişlemesiyle tehdit edilen Kongo Krallığı tarafından desteklenen Hollandalılar, 1641'de her iki bölgeyi de başarıyla işgal etti.[130]
İspanya'nın bu saldırılara karşı koruma sağlama konusundaki yetersizliği veya isteksizliği Portekizlilerin kızgınlığını arttırdı ve 1640'da Portekiz Restorasyon Savaşı patlak verdi. Brezilya, Angola ve São Tomé'den kovulmalarına rağmen Hollandalılar Ümit Burnu'nu koruyabildiler ve Malacca, Malabar Sahili, Maluku Adaları ve Seylan'daki Portekiz ticaret merkezlerine el koydular.[131]
Vestfalya Antlaşması (1648)
Vestfalya Antlaşması’ndan (1648) sonra Kutsal Roma İmparatorluğu
Vestfalya
Antlaşması olarak bilinen şey üç ayrı
antlaşmadan oluşuyordu; İspanya ile Hollanda
Cumhuriyeti arasındaki Münster Barışı,
İmparatorluk ile İsveç arasındaki Osnabrück
Antlaşması ve İmparatorluk ile Fransa arasındaki
Münster Antlaşması. Ön tartışmalar
1642'de başladı fakat ancak 1646'da ciddileşti,
Münster ve Osnabrück arasında bölünmüş
görüşmelere aynı anda ya da farklı
zamanlarda toplam 109 delege katıldı. İsveçliler,
Danimarka Kralı IV. Christian'ın arabuluculuk yapma
önerisini reddetti ve taraflar en sonunda Papalık
Temsilcisi Fabio Chigi ve Venedik elçisi Alvise Contarini
üzerinde anlaştılar.[132]
Münster'de Vestfalya Antlaşmasının bir parçası olan Münster Antlaşması imzalanıyor, 1648.
Münster
Barışı, 30 Ocak 1648'de imzalanan ilk barış
antlaşmasıydı; bölge hala Vestfalya yerleşiminin
bir parçasıydı çünkü Hollanda
Cumhuriyeti teknik olarak hala İspanyol Hollandası'na
bağlıydı ve dolayısıyla İmparatorluğun
bir parçasıydı. Antlaşma sonucunda Hollanda'nın
bağımsızlığı kabul edildi fakat
İmparatorluk Diyeti 1728'e kadar Hollanda'nın
İmparatorluğun bir parçası olmadığını
kabul etmedi.[133] Hollandalılara ayrıca Amsterdam'ın
ticari üstünlüğünü sağlayan
Scheldt halici aracılığıyla yürütülen
ticaret üzerinde bir tekel verildi, İspanyol Hollandası'nın
başkenti ve daha önce Kuzey Avrupa'nın en önemli
limanı olan Anvers ise 19. yüzyılın sonlarına
kadar toparlanamadı.[134]
Fransa ve İsveç ile müzakereler İmparatorluk Diyeti ile birlikte yürütüldü ve birçok Alman devletini içeren çok taraflı tartışmalar yaşandı. Münster ve Osnabrück Antlaşmaları sırasıyla Fransa ve İsveç ile barışı sağladı. Ferdinand, mümkün olan son ana kadar imzalamayı reddetti ancak Fransa'nın İspanya'ya karşı Lens'te aldığı ezici bir zaferin ardından İsveç'in Prag'ı ele geçirmesine ramak kala 24 Ekim'de antlaşmayı imzaladı.[135] Normal barış antlaşmalarının ötesine geçtiklerini ve İmparatorluğun kendisinde büyük anayasal ve dini değişiklikler yaptıkları için antlaşmanın "Alman ve Avrupa hukuk tarihinde büyük bir dönüm noktası" olduğu iddia edildi.[136]
Barışın anahtar unsurları, Ferdinand'ın İmparatorluk Diyeti'nin üstünlüğünü kabul etmesi ve gelecekteki dini çatışmaları önlemeye çalışanlar da dahil olmak üzere İmparatorluk içindeki devletlerin özerkliğini onaylayan hükümlerdi. Madde 5, bir devletin baskın dinini belirlemek için temel olarak 1624'ün temel alınması veya "Normaljahr" olarak kurulan Augsburg Antlaşması yeniden onaylanmasıydı ve dini azınlıklar için ibadet özgürlüğünü garanti ediyordu. Madde 7, Kalvinizmi Reform ile doğan bir inanç olarak tanıdı ve bir hükümdarın dinini değiştirmesi durumunda tebaasının da aynısını yapmak zorunda olması şartı olan "ius reformandi"yi kaldırdı. Bunlar Aşağı ve Yukarı Avusturya gibi Habsburg monarşisinin kalıtsal toprakları için geçerli değildi.[137]
Frederick’in oğlu I.Charles Louis,Pfalz Elektörü olarak restore edildi.
Brandenburg-Prusya;
Doğu Pomeranya'yı ve Magdeburg, Halberstadt, Kammin ve
Minden piskoposluklarını aldı. Frederick'in oğlu
Charles Louis, Aşağı Pfalz'ı yeniden kazandı
ve Bavyera Yukarı Pfalz'u ve onun seçim oyunu elinde
tutmasına rağmen Charles Louis İmparatorluğun
sekizinci elektörü oldu.[133] Hollanda Cumhuriyeti'nin ve
1499'dan beri fiilen özerk olan İsviçre
Konfederasyonu'nun bağımsızlığı resmen
tanındı. Lorraine'de, 1552'den beri Fransa tarafından
işgal altında tutulan Metz, Toul ve Verdun olarak bilinen
Üç Piskoposluk resmen Fransa'ya devredildi. Alsas'taki
Décapole şehirleri Strazburg ve Mulhouse hariç
yine Fransa'ya devredildi.[106] İsveç beş milyon
thaler tazminat aldı. Ayrıca İsveç, Pomeranya
topraklarını ve Bremen ve Verden Prens-piskoposluklarını
da aldı. Alınan topraklar sonucunda İsveç,
İmparatorluk Diyeti'nde bir koltuk aldı.[138]
Daha sonra antlaşma, Fransa ve Brandenburg'a devredilen Katolik kilisesinin mülkü olarak kabul edilen ve dolayısıyla yöneticisinin onun ataması gerektiğini düşünen Papa X. Innocentius tarafından kınandı.[139] Aynı zamanda, 1618'den önce Protestanların kalesi olan Bohemya, Aşağı ve Yukarı Avusturya'da Katolikliği baskın din kabul edilmesi birçok sürülen insanı hayal kırıklığına uğrattı. 200,000'den fazla askerin terhis edilmesi karmaşık ve zor bir iş olduğundan savaş hemen sona ermedi, son İsveç garnizonu Almanya'yı 1654'te terk etti.[140] Buna ek olarak Mazarin, Burgonya Çemberini Münster Antlaşması'ndan çıkarmakta ısrar etti ve Fransa'nın İspanya'ya karşı seferinin Alçak Ülkeler'de sürmesini sağladı, bu savaş da 1659'da Pireneler Antlaşması'na kadar devam etti. Polonya-Litvanya Birliği'nin siyasi parçalanması, İsveç ile 1655-1660 arasında Danimarka, Rusya ve Brandenburg'un da yer aldığı İkinci Kuzey Savaşı'na yol açarken İsveç'in Bremen limanına kendi kontrolünü dayatma girişimi 1654 ve 1666'da başarısız oldu.[141]
Antlaşmadaki Vestfalya egemenliği olarak bilinen ilkeyi, dış güçlerin içişlerine karışmama fikrini oluşturduğu iddia edildi ancak buna o zamandan beri itiraz edildi. Süreç veya 'Kongre' modeli, 1668'de Aix-la-Chapelle'de, 1678'de Nijmegen'de ve 1697'de Ryswick'te müzakereler için benimsendi; 19. yüzyıl 'Kongre' sisteminden farklı olarak bunlar savaşları engellemekten ziyade sona erdirmek için vardı, bu nedenle 'güç dengesi'ne yapılan atıflar yanıltıcı olabilir.[142]
Savaşın İnsani ve Finansal Maliyeti
Bey
Tarihçiler genellikle Çin, Britanya Adaları, Anadolu, Çarlık Rusyası ve Kutsal Roma İmparatorluğu gibi devletlerde süregelen bir çatışma dönemi olan 17. yüzyılın ortalarındaki 'Genel Kriz'e atıfta bulunurlar.[143] Bütün bu bölgelerdeki savaş, kıtlık ve hastalık yerel halk üzerinde ciddi kayıplara neden oldu. Otuz Yıl Savaşı bu olayların en kötülerinden birisi olsa da 19. yüzyıl milliyetçileri bölünmüş bir Almanya'nın tehlikelerini göstermek için savaşın etkisini sık sık arttırdı ya da abarttı.[144] 18 milyonluk bir nüfus içinden 12 milyona varan ölüm tahminleri artık kabul edilmemektedir, maddi kayıp iddiaları ya güncel kanıtlarla desteklenmemekte ya da bazı durumlarda savaş öncesi vergi kayıtlarını aşmaktadır.[145]
Almanya’da
1618’ten 1648’e nüfus azalması Not
Azalma,
kırsal alanlardan daha güvenli
kentsel alanlara göç
gibifaktörleri de
içerir ve tamamen ölüme
eşit değildir.
Sarı 33–66%
Kahverengi >
66%
Modern
standartlara göre savaşa katılan askerlerin sayısı
nispeten düşüktü ancak savaşın kendisi
tarihin en büyük tıbbi felaketlerinden birisi olarak
tanımlandı.[146] Muharebelerin her biri genellikle 13,000
ila 20,000 kişilik karşılıklı orduları
içeriyordu, en büyük sayıya ise 1632'deki iki
ordunun da birleşik 70,000-85,000 kişinin olduğu Alte
Veste'de ulaşıldı. Almanya'da her iki tarafın
konuşlandırdığı asker sayısının
toplamı, 1618'den 1626'ya kadar ortalama 80,000-100,000 arasında
değişir, 1632'de 250,000 kişi ile zirve yapar ve
1648'de 160,000'in altına düşer.[147] Tahminlerdeki
yanılma payı son derece yüksek olabilir. 1621 ve 1639
yılları arasında İsveç'in Bygdeå
köyünden askere alınan 230 erkekten 215'i ölü
ya da kayıp olarak kaydedilirken beşi de eve sakat olarak
döndü.[14]
19. yüzyılın ortalarına kadar askerlerin çoğu hastalıktan öldü. Tarihçi Peter Wilson, bu savaş için bilinen muharebe ve kuşatmalardan elde edilen rakamları bir araya getirip savaşta ölen veya yaralananlar için 450,000 civarında bir sayı veriyor. Deneylerimler, bu sayının iki ila üç katının öldüğünü veya hastalık nedeniyle iş göremez hale geldiğini gösterdiğinden toplam askeri kayıpların 1,3 ila 1,8 milyon ölü veya hizmete uygun hale gelmeyen insan olduğunu gösterir.[13] Pitirim Sorokin tarafından yapılan bir tahminde, metodolojisi başkaları tarafından geniş çapta tartışılsa da, Sorokin üst sınırı 2,071,000 askeri zayiat olarak hesaplamaktadır.[148] Genel olarak tarihçiler savaşın benzeri görülmemiş bir ölüm felaketi olduğu ve sivil ya da askeri kayıpların çoğunluğunun 1630'daki İsveç müdahalesinden sonra gerçekleştiği konusunda hemfikir.[149]
Yerel kayıtlara göre askerî eylemler sivil ölümlerin %3'ünden daha azını oluşturuyordu, sivil ölümlerinin başlıca sebepleri %12 ile açlık, %64 ile hıyarcıklı veba, %4 ile tifüs ve %5 ile dizanteriydi.[150] 1618'den önce on yıllar boyunca düzenli olarak hastalık salgınları yaygın olmasına rağmen çatışma hastalıkların yayılmalarını büyük ölçüde hızlandırdı. Bunun nedeni, yabancı ülkelerden askerlerin gelmesi, savaş cephelerinin yerlerinin sürekli olarak değişmesi ve kırsal nüfusun zaten kalabalık olan şehirlere göç etmesiydi.[151] Bu salgınlar yalnızca Almanya ile sınırlı değildi, Fransız ve İmparatorluk askerleri tarafından taşınan hastalığın iddiaya göre 1629-1631 İtalyan Vebası'nı ateşledi ve tahminen 280,000 ölüme yol açtı. Bu salgın, "Yeni Çağ'da İtalya'yı etkileyen en kötü ölüm krizi" olarak nitelendirildi.[152] 1630'lar boyunca kötü hasatlar ve aynı bölgelerin defalarca yağmalanması yaygın bir kıtlığa yol açtı. Dönemin kayıtlarında insanların ot yediğini veya sadaka kabul edemeyecek kadar zayıf olduğu yazarken yamyamlık örnekleri de yaygındı.[153]
Askerler bir çiftliği yağmalıyor.
Modern
görüşler, Kutsal Roma İmparatorluğu'nun
nüfusunun 1600'de 18 milyondan 20 milyona, 1650'de ise 11-13
milyona düştüğü ve 1750'ye kadar savaş
öncesi seviyelerine geri dönemediği konusunda
hemfikirdirler.[154] Bu kayıpların yaklaşık
%50'sinin İsveç'in müdahil olmasından sonra
1630'dan 1635'e kadar ilk döneminde meydana geldiği
görülüyor. İngiltere'deki Üç Krallık
Savaşları ile karşılaştırıldığında
yüksek ölüm oranı, kısmen tarafların
genellikle paraları ödenmeyen ve yaşamak için
topraktan beslenen yabancı paralı askerlere güvenmesine
bağlı olabilir.[155] 'Ortak topluluk' duygusunun olmaması,
Magdeburg'un yağmalanması gibi vahşetlerle sonuçlandı
ve bu da hastalık ve açlığa son derece duyarlı
çok sayıda mültecinin ortaya çıkmasına
sebep oldu. Göç kısa vadede hayat kurtarsa da uzun
vadede çoğunlukla felaket oldu.[156]
1940 yılında tarım tarihçisi Günther Franz, 1618'den 1648'e kadar olan dönemi kapsayan Almanya genelindeki bölgesel verilerin ayrıntılı bir analizini yayınladı. Daha yakın bir çalışmayla geniş çapta "kırsal nüfusun yaklaşık %40'ı savaş ve salgın hastalıkların kurbanı oldu, bu oran şehirlerde %33" şeklinde doğrulandı.[17] Bu rakamlar yanıltıcı olabilir çünkü Franz savaş öncesi ve sonrası nüfustaki mutlak düşüşü veya "toplam demografik kaybı" hesapladı. Bu nedenle, İmparatorluk dışındaki bölgelere kalıcı göç veya daha düşük doğum oranları gibi ölüm veya hastalıkla ilgisi olmayan faktörleri de içermektedir, bunlar da uzun süreli bir savaşın yaygın belirtileridir.[157] Bu oranlarda geniş bölgesel farklılıklar da vardı. Kuzeybatı Almanya'daki bazı bölgeler 1630'dan sonra nispeten barışçıldı ve neredeyse hiç nüfus kaybı yaşanmadı. Mecklenburg, Pomeranya ve Württemberg'de ise nüfus yaklaşık %50 düştü.[145]
Günümüzde
Sauvigny'de bulunan Moncourt Şapeli,
aynı adı
taşıyan köyden geriye kalan tek kalıntıdır..
azı
kasabalar vergilerden kaçınmak için kayıplarını
abartmış olsalar da bireysel kayıtlar ciddi düşüşleri
doğrulamıştır. 1620'den 1650'ye kadar Münih'in
nüfusu 22,000'den 17,000'e, Augsburg'un nüfusu 48,000'den
21,000'e düştü.[158] Savaşın mali etkisi çok
daha açıktır. Savaş, özellikle 1618-1623
döneminde kısa vadeli ekonomik krizlere neden olurken genel
olarak ticaret modellerindeki mevcut değişiklikleri
hızlandırdı. Bölgesel pazarlar arasındaki
fiyat farklılıklarının azaltılması ve
Avrupa çapında daha yüksek düzeyde bir pazar
entegrasyonu gibi süregelen makro-ekonomik eğilimleri tam
tersine çevirdi.[159] Ölenlerin fazlalığı,
hayatta kalanların yaşam standartlarını
iyileştirmiş olabilir. Bir çalışma
Almanya'da ücretlerin 1603 ile 1652 arasında reel olarak
%40 arttığını gösteriyor.[160]
Askeri Gelişmeler
Savaş sırasında özellikle Gustaf tarafından yapılan yenilikler, "Askeri devrim" olarak bilinen taktik evrimin bir parçası olarak kabul edilir ancak bu değişimlerin temelinde taktiklerin mi yoksa teknolojinin mi olduğu konusunda tartışmalar sürmektedir.[161] Bu gelişmeler Maurits van Oranje tarafından popüleştirildi ve toplu kolon dizilişini bırakıp çizgi formasyonuna geçerek piyade ateş gücünü arttırmaya çalıştı. Gustaf, Maurits tarafından kullanılan on rütbeyi altıya indirdi ve silahşörlerin kargılılara oranını arttırarak bu değişiklikleri iyileştirdi. Ayrıca, her birlik, her iki kanatta da hızlı ateş eden hafif topçu parçalarıyla donatıldı. Bu taktiğin en iyi örneği İsveçlilerin Breitenfeld'de geleneksel şekilde konumlanmış Tserclaes'in ordularını ezici bir şekilde yenmesidir.[162]
Breitenfeld
1631 Tsercles’in ordusu (solda)
iki bölük derine
konuşlandı
İsveçliler (sağda) sadece
bir bölük derinliğinde.
Çizgi
formasyonu her zaman başarılı değildi, 1634'te
Nördlingen'de sözde eski İspanyol terciolarının
"yeni model" İsveç ordusuna karşı
kazandığı zafer bunun en büyük
kanıtıydı.[163] Ayrıca saldırı
esnasında koordinasyon sağlamak daha zordu. Gustaf
süvarilerinin çok daha agresif olmasını
gerektirerek genellikle Fin hafif süvarilerini ya da
Hakkapeliitta'yı şok birlikleri olarak kullanarak bunu
telafi ediyordu. Ayrıca 1632 Eylül'ünde Alte
Veste'deki başarısız saldırı da dahil olmak
üzere ara sıra kolonlar kullandı. Kolonlar, saldırı
esnasında daha etkili görülmeye başlandı ve
Napolyon Savaşları'nın sonraki aşamalarında
Napolyon tarafından kullanıldı.[164]
Bu tür taktikler, standart silahların yanı sıra saldırı altındayken düzeni koruyabilen, tekrar doldurabilen ve disiplinli salvoları ateşleyebilen profesyonel askerlere ihtiyaç duyuyordu. 17. yüzyılın ilk yarısında, gerekli hareketleri gösteren çok sayıda kullanım kılavuzu yayımlandı, bunların 32'si kargıcılar ve 42'si silahşörler içindi.[165] İstenilen şekilde hareket edebilecek bir piyadeyi yetiştirmenin süresi yaklaşık altı aydı ancak birçok asker savaşa çok daha az deneyimle girdi. Ayrıca, kıdemli komutanlar ve taktik birliği arasındaki hayatı bağlantıları sağlayan genç subaylara daha fazla sorumluluk yüklendi. Bu tarz adamları yetiştirmek için tasarlanan ilk askeri okullardan birisi 1616'da Siegen'de kuruldu ve kısa bir süre sonra diğerleri onu takip etti.[166]
Diğer yandan, stratejik düşünme aynı hızda gelişmedi. Tarihçi Jeremy Black, bu taktiklerin sonucunda çoğu askeri seferin "sonuçsuz" olduğunu ve komutanların odaklanmış stratejik hedeflerden ziyade yalnızca bölgenin kontrolü konusunda neredeyse saplantılı olduğunu iddia ediyor. Askeri ve diplomatik hedefler arasında bağlantının olmaması, savaşın neden bu kadar uzun sürdüğünü ve barışın neden bu kadar zor yapıldığını açıklamaya yardımcı oluyor.[167] Bunun ayrıca farklı nedenleri de vardı. 1648'de Vestfalya Antlaşması imzalandığında Fransız-İsveç ittifakının İmparatorluk topraklarında hala 84,000'den fazla silahlı askeri vardı, İmparatorluk tarafının ise 77,000 askeri vardı. Modern anlamda sayı nispeten küçük olsa da bu tür orduların o zamanlar örneği yoktu.[168] İspanya istisnası dışında, 17. yüzyıl devleti bu büyüklükteki orduları besleyemiyordu ve ordular geçtikleri bölgelerden zorla alınan “katkılara” bağımlıydılar.[169]
Erzak temin etmek sefer planlamasında sınırlayıcı bir faktör haline geldi. Savaşın daha sonra İmparatorluğun daha geniş bir coğrafyasına yayılması sonucunda erzak problemi daha da sivrilen bir sorun haline geldi. Yeterli erzak toplanabilse bile erzakı birliklere ulaştırmak bir diğer sorundu. İkmal güvenliğini sağlamak için komutanlar, o zamanlar toplu taşımanın birincil yolu olan nehirlere yakın kalmak zorundaydılar ve ana üslerinden fazla uzaklaşamadılar.[170] Tarihçiler, birlikleri beslemenin ordu içinde bir amaç haline geldiğini, diplomatik hedeflerle bağlantılı olmadığını ve büyük ölçüde merkezi hükûmetler tarafından kontrol edilmediğini savunuyor. Bunun sonucu "artık anlaşılır siyasi hedeflerden yoksun ordular... geçtikleri kırsal alanla simbiyoz bir ilişki içinde yaşayan gezici silahlı çetelere dönüşüyor" şeklinde kaydedilmiştir. Bu bağlantı eksikliği çoğu zaman hükûmetlerin siyasi amaçlarına aykırıydı. 1628 ve 1629'da, her ikisi de sözde müttefikleri olan Brandenburg ve Saksonya'da İmparatorluk birlikleri büyük bir yıkıma sebep oldu ve sonrasında iki devlet İsveç’in müdahalesine destek oldular.[171]
Sosyal ve Kültürel Etki
Savaşın neden olduğu toplumsal düzendeki bozulma, genellikle ani hasardan daha önemli ve daha uzun sürdüğü düşünülür.[172] Yerel yönetimlerin çöküşü sonucunda kendilerini her iki tarafın askerlerinden korumak için bir araya gelen ve Yukarı Avusturya, Bavyera ve Brandenburg'da isyanlara yol açan topraksız köylüler ortaya çıktı. Askerler başka bir yere gitmeden önce bulundukları bölgeyi harap etti, geniş araziler boş bırakıldı ve bu da eko sistemi değiştirdi. Kemirgen nüfusundaki patlayıcı artış yiyecek kıtlığını daha da kötüleştirdi. Bavyera 1638 kışında kurtlar tarafından istila edildi ve sonraki baharda ekinler yaban domuzu sürüleri tarafından yenildi.[173]
Bir köylü
yanan çiftliğinin önünde merhamet
diliyor.
1630’larda her iki taraftan da askerlere
açıkta
yakalanmak ölüm cezasına eşdeğerdi.[151]
Dönemin
kayıtlarında insanlar savaşın yol açtığı
rastgele ve amansız kan akıtılmasını
anlamlandırmaya çalışıldığı
görülür ve bir umutsuzluk rahatça
görülmektedir. Savaş, günahlar için
verilen ilahi ceza olarak düşünüldüğü
için 1626’da Frankonya’da başlayan ve hızla
bütün Almanya’ya yayılan bir cadı avı
başladı.[174] Cadı avı ve benzeri eylemler
1616’da Würzbürg Piskoposluğu’nda başladı
ve ardından kilisenin otoritesini savunmak isteyen dindar bir
Katolik olan Piskopos von Ehrenberg tarafından yeniden
başlatıldı. Ehrenberg 1631’de öldüğünde
toplumun her yerinden 900’den fazla kişi idam
edilmişti.[175]
1626'dan 1631'e kadar Bamberg Piskoposluğu'na yakın bir yerde düzenlenen Bamberg cadı mahkemeleri binden fazla can aldı. 1629'da Eichstätt cadı mahkemelerinde 274 kişi öldü. Komşusu Pfalz-Neuburg Dükalığı'nda 50 kişi daha öldü.[176] İmparatorluk ordularının askeri başarılarını takip eden zulüm, Tserclaes tarafından yeniden fethedilmesinin ardından Baden ve Pfalz'a, daha sonra da Renanya’ya doğru ilerledi.[177] Bu zulümlerin çoğu savaşın uzağında kalan yerlerde yaşandığından çatışmanın toplum üzerindeki etkisinin ne ölçüde belirti gösterdiği hala tartışılmaktadır. Bu yaşanan zulmün ve gaddarlığın Karşı Reformun itibarını azaltacağından büyük endişe duyan Ferdinand, yaşanan zulmün 1630'a kadar büyük ölçüde sona ermesini sağladı.[178]
Güney
Hollanda'da bu türün öncülerinden Sebastian
Vrancx'a ait
bir savaş resmi örneği (Göteborg
Güzel Sanatlar Müzesi).
Savaş
çok büyük bir yıkıma yol açsa da
Alman edebiyatı, Alman dilinden "yabancı unsurların
temizlenmesi" için uğraşan bir topluluk
yaratmış ve Alman edebiyatı bir canlanma hareketiyle
itibar kazanmıştır.[179] Örneğin Pikaresk
romanın en eski örneklerinden biri olarak görülen
Simplicius Simplicissimus'tur. Hans Jakob Christoffel von
Grimmelshausen tarafından 1668'de yazılmıştır,
kendi deneyimlerine dayanarak bir askerin yaşamını
gerçekçi bir şekilde tasvir ediyor.[180] Diğer
örnekler arasında Magdeburg'un yağmalanmasına
katılan ve savaşın vahşetini anlatan Peter
Hagendorf'un günlükleri yer alır.[181]
Alman ve Çek yazarlar için bu ulusal travma unutulmayacak bir anı olarak hatırlanmaya devam etti. 18. yüzyıl şairi ve oyun yazarı Friedrich Schiller, savaşı çalışmalarında kullanan birçok kişiden biriydi. 19. ve 20. yüzyılın başlarında Alman milliyetçileri için 'Büyük Alman Savaşı', 'Büyük Savaş' veya 'Büyük Bölünme' olarak anıldı. Bölünmüş bir Almanya'nın tehlikelerini gösterdiği için 1871'de Alman İmparatorluğu'nun kurulmasını haklı çıkarmak için kullanıldı. Naziler de Büyük Cermen Reich’ı için bu argümanı kullandı.[182] Bertolt Brecht, 1939'da savaş karşıtı oyunu olan “Cesaret Ana ve Çocukları” için bu savaşı arka plan olarak kullandı. Avusturyalı-Alman yazar Daniel Kehlmann tarafından yazılan ve aynı zamanda savaşın yaşandığı zamanda geçen ve kültürel ayrışmayı anlatan Tyll romanı, 2020 Man Booker Ödülü’ne aday gösterildi.[183]
Siyasi Sonuçları
Vestfalya Barış Antlaşması’ndan sonra Avrupa,1648
Barış
sonucunda “Alman özgürlükleri” tekrar
kabullenildi ve Habsburg’ların Kutsal Roma
İmparatorluğu’nu İspanya’ya benzer daha
merkezi bir devlete dönüştürme girişimleri
sona erdi. Sonraki 50 yılda Bavyera, Brandenburg-Prsuya,
Saksonya ve diğerler prenslikler kendi politikalarını
takip ederken İsveç İmparatorluk içinde
kalıcı bir yer edindi. Bütün bunlara rağmen
Habsburg toprakları savaş esnasında diğerlerinden
daha az tahrip edildi ve Bohemya’nın ilhak edilmesi ve
topraklarında Katolikliğin restore edilmesiyle daha tutarlı
bir ülke haline geldi.[184]
Vestfalya ile modern ulus devletlerin temeli atıldı, halk ve yönetici arasındaki ilişkiyi değiştirdi. Daha önce halkların devletleriyle örtüşen ya da çatışan siyasi ve dini bağlılıkları vardı, barıştan sonra dini veya laik herhangi bir konuda her şeyden önce kendi devlet otoritesinin yasalarına ve fermanlarına tabi hale geldiler. Böylece devletine ve liderine sadık büyük ulusal kuvvetleri toplamak kolaylaştı. Wallenstein ve İsveç işgalinden sonra Alman prenslikleri kendi kalıcı ordularına ihtiyaç olduğunu anladılar ve Almanya bir bütün olarak çok daha militarize bir toplum haline geldi.[185]
Vestfalya’dan İsveçlilerin aldığı toprakların ömrü kısa süreli oldu. Fransa’nın ilhak ettiği Fransız kazanımlarının aksine İsveç toprakları İmparatorluğun bir parçası olarak kaldı ve Aşağı ve Yukarı Sakson Çemberi’nin bir üyesi oldular. Böylece İsveçliler İmparatorluk Diyeti’nde koltuk kazanırken Pomeranya’daki rakipleri olan Brandenburg-Prusya ve Saksonya ile doğrudan çatışmaya girmelerine de neden oldu. İmparatorluk topraklarından elde edilen gelir Almanya’da kaldı ve İsveç’e fayda sağlamadı. İsveç Pomeranya’nın bazı kısımlarını 1815’e kadar elinde tutsa da çoğu 1679 ve 1720’de Prusya’ya devredildi.[186]
Batı Pomeranya’daki İsveç egemenliği (mavi) 1653’te kabul edildi.
Fransa’nın
Otuz Yıl Savaşları’nda bütün güçlerden
daha fazla kazançlı çıktı. 1648’de
Richelieu’nun hedeflerinin çoğuna ulaşılmıştı.
Bu hedefler arasında İspanya ve Avusturya Habsburglarının
ayrılması, Fransız sınırının
İmparatorluğa doğru genişlemesi ve Kuzey
Avrupa’daki İspanyol askeri üstünlüğünün
sona erdirilmesi yer alıyordu.[187] Fransa ve İspanya
arasındaki savaş 1659’a kadar devam etse de Vestfalya
ile XIV. Louis İspanya’nın yerine Avrupa’nın
dominant gücü olarak ortaya çıktı.[188]
Din üzerindeki farklılıklar 17. Yüzyıl boyunca bir sorun olarak kalırken 30 Yıl Savaşı kıta Avrupası’nda dinin sebep olduğu son büyük savaştı. Sonraki çatışmalar ya Güney-Batı Fransa’daki Camisardlar İsyanı gibi iç savaştı ya da 1712 Toggenburg Savaşı gibi nispeten önemsizdi.[189] Savaş sonucunda 1815 ve sonrasına kadar varlığını sürdüren bir Avrupa’nın temel hatları da ortaya çıkmış oldu. Bu hat; Fransa ulus devleti, birleşik bir Almanya ve ayrı bir Avusturya-Macaristan bloğunun başlangıcı, gücü azalan ama yine de önemli bir güç olan İspanya, Danimarka, İsveç ve İsviçre gibi bağımsız küçük devletler ve Alçak Ülkeler’in bölünmesiyle ortaya çıkan Hollanda Cumhuriyeti ve Belçika’dır.[186]
Savaşa
Katılım
Koyu
Kırmızı: Direkt İmparatora karşı
Açık
Kırmızı: Endirekt İmparatora
karşı
Siyah: Direkt İmparator
için
Gri: Endirekt İmparator için
Notlar
a. 1618-1635 yılları arasında bir noktada İmparatora karşı savaşmış ülkeler
b. 1618-1635 yılları arasında İmparatordan yana olan ülkeler
c. Subaylara asker başına ödeme yapıldığından verilen sayılar, mevcut ve göreve uygun olanlardan daha farklıydı. Raporlanan ve gerçek arasındaki farkın Hollandalılar için %25, Fransızlar için %35 ve İspanyollar için %50 olduğu tahmin edilmektedir.[3] Dönemin çoğu muharebesi 13,000 ila 20,000 kişilik karşıt güçler arasında yapıldı. Sayılar, herhangi bir dönem için en fazla sayısı yansıtıyor ve genellikle büyük bir garnizon oranı oluşturan vatandaş milisleri hariç tutuyor
d. Tüm ordular çok ulusluydu. Tahminen 60,000 İskoç, İngiliz ya da İrlandalı iki tarafta birden savaştı. 2011'de keşfedilen toplu mezar analizine göre, Lützen'deki "İsveç" kuvvetlerinin %50'den azı İskandinavya'dan geliyordu.[4]
e. Almanya'daki en yüksek sayı, vatanı koruyan 24,000 hariç.
f. Fransa ayrıca Fransız-İspanyol Savaşı'nda 200,000 - 300,000 ölü ya da yaralı verdi.
g. 80,000 kişi raporlansa da asıl sayı 60,000
h. Flanders Ordusu maksimum gücündeyken 1640 rakamlarıdır. Bu sayılar rapor edilen rakamlardır ve belirtildiği gibi gerçek rakamlar büyük ölçüde daha düşüktü.[10] İspanyol ordusunun 1640'ta resmi olarak 200,000'den fazla askeri vardı fakat çoğu Avrupa'nın başka yerlerindeki garnizonlarda Hollandalılarla karşı karşıya olmayan ikinci hat birlikleriydi.[11]
i. Parrott, bunların birçoğunun yukarıdaki İmparatorluk birliklerine dahil olması gerektiğini ve düzensiz süvari sayısı tahminlerinin büyük oranda abartıldığını düşünüyor.
j. Wilson, her iki taraftan da büyük çoğunluğu Alman olan 450,000 ölü tahmininde bulunuyor. Hesaplamaya göre, İsveç için savaşan İsveçlilerden dört kat daha fazla Alman öldü ve bu nedenle kayıplar milliyetten ziyade "hizmetinde bulunduğu ülke" olarak ifade ediliyor.[13]
k. Wilson, savaşta ölen her asker için üç askerin hastalıktan öldüğünü tahmin ediyor.
l. Yaklaşık olarak 1800 ayrı İmparatorluk devleti vardı ve bunlardan yalnızca 300'ü İmparatorluk Diyeti ya da İmparatorluk Çemberi'nde temsil ediliyordu. Kalan 1500'ün çoğunluğu İmparatorluk Şövalyeleri ya da dışlanan alt sınıf soyluların bireysel üyesiydi. [25]
m. I. James, Frederick'in kayınbiraderi olmasının yanı sıra ablası [[Anne (İskoçya kraliçesi) |Anne]] ile evli olan IV. Christian ile de hısımdı.[54]
Kaynakça
Özel
Croxton 2013, ss. 225–226.
a b Heitz & Rischer 1995, s. 232.
Parrott 2001, s. 8.
Nicklisch et al. 2017.
Schmidt & Richefort 2006, s. 49.
a b Wilson 2009, s. 387.
Parrott 2001, ss. 164–168.
Van Nimwegen 2010, s. 62.
Parrott 2001, s. 61.
a b Parker 1972, s. 231.
a b Clodfelter 2008, s. 39.
Parrott 2001, s. 62.
a b Wilson 2009, s. 791.
a b Parker 1984, s. 173.
a b c d e f Wilson 2009, s. 790.
Wilson 2009, s. 787.
a b Outram 2002, s. 248.
Wilson 2009, ss. 4, 787.
Parker 1984, s. 189.
Sutherland 1992, ss. 589–590.
Parker 1984, ss. 17–18.
Sutherland 1992, ss. 602–603.
Wedgwood 1938, ss. 22–24.
Wilson 2009, ss. 17–22.
Wilson 2009, s. 21.
Wedgwood 1938, ss. 159–161.
Hayden 1973, ss. 1–23.
Wilson 2009, s. 222.
Wilson 2009, s. 224.
Parker 1984, s. 11.
Wedgwood 1938, ss. 47–49.
Wilson 2008, s. 557.
Wedgwood 1938, s. 50.
Wedgwood 1938, ss. 63–65.
Wilson 2009, ss. 271–274.
Bassett 2015, s. 14.
a b Wedgwood 1938, ss. 78–79.
Bassett 2015, ss. 12, 15.
Wedgwood 1938, ss. 81–82.
Wedgwood 1938, s. 94.
Baramova 2014, ss. 121–122.
Wedgwood 1938, ss. 98–99.
Wedgwood 1938, ss. 127–129.
Stutler 2014, ss. 37–38.
Wedgwood 1938, s. 117.
Zaller 1974, ss. 147–148.
Zaller 1974, ss. 152–154.
Spielvogel 2017, s. 447.
Pursell 2003, ss. 182–185.
Wedgwood 1938, ss. 162–164.
Wedgwood 1938, ss. 179–181.
Lockhart 2007, ss. 107–109.
Murdoch 2000, s. 53.
Wilson 2009, s. 382.
Davenport 1917, s. 295.
Wedgwood 1938, s. 208.
Wedgwood 1938, s. 212.
Murdoch & Grosjean 2014, ss. 43–44.
Wilson 2009, s. 426.
Murdoch & Grosjean 2014, ss. 48–49.
Lockhart 2007, s. 170.
Lockhart 2007, s. 172.
Wedgwood 1938, ss. 232–233.
Wedgwood 1938, ss. 242–244.
Maland 1980, ss. 98–99.
Wedgwood 1938, ss. 385–386.
Norrhem 2019, ss. 28–29.
Parker 1984, s. 120.
O'Connell 1968, ss. 253–254.
O'Connell 1968, s. 256.
Porshnev 1995, s. 38.
Brzezinski 2001, s. 4.
Wilson 2009, s. 509.
Wilson 2018, s. 99.
Brzezinski 2001, s. 74.
Wilson 2009, s. 523.
Wedgwood 1938, ss. 220–222.
Kamen 2003, ss. 385–386.
Parker 1984, ss. 132–134.
Bireley 1976, s. 32.
Kamen 2003, s. 387.
Israel 1995, ss. 272–273.
Murdoch, Zickerman & Marks 2012, ss. 80–85.
Wilson 2009, ss. 595–598.
Wilson 2009, s. 615.
Wilson 2009, ss. 661–662.
Pazos 2011, ss. 130–131.
Bely 2014, ss. 94–95.
Costa 2005, s. 4.
a b Van Gelderen 2002, s. 284.
Parker 1984, s. 150.
Wedgwood 1938, s. 446.
Wedgwood 1938, s. 447.
Clodfelter 2008, s. 41.
Wilson 2009, ss. 636–639.
Wilson 2009, ss. 641–642.
Milton, Axworthy & Simms 2018, ss. 60–65.
Parker 1984, s. 171.
Wilson 2009, s. 587.
Wilson 2009, ss. 643–645.
Wilson 2009, s. 687.
Wedgwood 1938, ss. 472–473.
Croxton 1998, s. 273.
Wilson 2009, ss. 693–695.
Bonney 2002, s. 64.
a b Wilson 2009, s. 711.
Wedgwood 1938, ss. 493–494.
Wedgwood 1938, ss. 495–496.
Wilson 2009, s. 716.
Wedgwood 1938, s. 496.
Wilson 2009, s. 726.
Wilson 2009, ss. 740–741.
Wedgwood 1938, s. 501.
Hanlon 2016, ss. 118–119.
Wedgwood 1938, ss. 235–236.
Wedgwood 1938, s. 247.
Ferretti 2014, ss. 12–18.
Wedgwood 1938, ss. 263–264.
Kohn 1995, s. 200.
Ferretti 2014, s. 20.
Duffy 1995, s. 125.
Wilson 2009, s. 259.
Hanlon 2016, s. 124.
Kamen 2003, s. 406.
Kamen 2003, s. 407.
Parker 1984, s. 153.
Mitchell 2005, ss. 431–448.
Thornton 2016, ss. 189–190.
Van Groesen 2011, ss. 167–168.
Thornton 2016, ss. 194–195.
Gnanaprakasar 2003, ss. 153–172.
Croxton 2013, ss. 3–4.
a b Wilson 2009, s. 746.
Israel 1995, ss. 197–199.
Wedgwood 1938, ss. 500–501.
Lesaffer 1997, s. 71.
"The Peace of Westphalia" (PDF). University of Oregon. 17 Haziran 2012 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 30 Eylül 2021.
Wilson 2009, s. 707.
Ryan 1948, s. 597.
Wedgwood 1938, s. 504.
Wilson 2009, s. 757.
Croxton 2013, ss. 331–332.
Parker 2008, s. 1053.
Wedgwood 1938, s. 510.
a b Parker 1984, ss. 188–189.
Outram 2001, s. 155.
Clodfelter 2008, s. 40.
Levy 1983, ss. 88–91.
Outram 2001, ss. 156–159.
Outram 2001, ss. 160–161.
a b Outram 2002, s. 250.
Alfani & Percoco 2016, s. 2.
Wilson 2009, s. 345.
Parker 2008, s. 1058.
Parker 1984, s. 122.
Outram 2002, ss. 245–246.
Outram 2001, s. 152.
Wedgwood 1938, s. 512.
Schulze & Volckart 2019, s. 30.
Pfister, Riedel & Uebele 2012, s. 18.
Sharman 2018, ss. 493–495.
Parker 1984, s. 185.
Parker 1976, s. 200.
Chandler 1990, ss. 130–137.
Parker 1976, s. 202.
Parker 1984, s. 184.
Croxton 1998, s. 254.
Wilson 2009, s. 770.
Parker 1984, s. 177.
Croxton 1998, ss. 255–256.
Wedgwood 1938, ss. 257–258.
Wedgwood 1938, s. 516.
Wilson 2009, s. 784.
White 2012, s. 220.
Jensen 2007, s. 93.
Trevor-Roper 1967, ss. 83–117.
Briggs 1996, s. 163.
Briggs 1996, ss. 171–172.
Friehs.
Talbott 2021, ss. 3–4.
Helfferich 2009, ss. 283–284.
Cramer 2007, ss. 18–19.
Talbott 2021, s. 6.
McMurdie 2014, s. 65.
Bonney 2002, ss. 89–90.
a b McMurdie 2014, ss. 67–68.
Lee 2001, ss. 67–68.
Storrs 2006, ss. 6–7.
Gutmann 1988, ss. 752–754.
Genel
Alfani, Guido; Percoco, Marco (2016). "Plague and long-term development: the lasting effects of the 1629–30 epidemic on the Italian cities" (PDF). The Economic History Review. 72 (4): 1175-1201. doi:10.1111/ehr.12652. ISSN 1468-0289. 5 Haziran 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 8 Temmuz 2022.
Baramova, Maria (2014). Asbach, Olaf; Schröder, Peter (Ed.). Non-splendid isolation: the Ottoman Empire and the Thirty Years War in The Ashgate Research Companion to the Thirty Years' War. Routledge. ISBN 978-1-4094-0629-7.
Bassett, Richard (2015). For God and Kaiser; the Imperial Austrian Army. Yale University Press. ISBN 978-0-300-17858-6.
Bely, Lucien (2014). Asbach, Olaf; Schröder, Peter (Ed.). France and the Thirty Years War in The Ashgate Research Companion to the Thirty Years' War. Ashgate. ISBN 978-1-4094-0629-7.
Bireley, Robert (1976). "The Peace of Prague (1635) and the Counterreformation in Germany". The Journal of Modern History. 48 (1): 31-69. doi:10.1086/241519.
Bonney, Richard (2002). The Thirty Years' War 1618–1648. Osprey Publishing.
Briggs, Robin (1996). Witches & Neighbors: The Social And Cultural Context of European Witchcraft. Viking. ISBN 978-0-670-83589-8.
Brzezinski, Richard (2001). Lützen 1632: Climax of the Thirty Years War: The Clash of Empires. Osprey. ISBN 978-1-85532-552-4.
Chandler, David (1990). The Art of Warfare in the Age of Marlborough. Spellmount Publishers Ltd. ISBN 978-0946771424.
Clodfelter, Micheal (2008). Warfare and Armed Conflicts: A Statistical Encyclopedia of Casualty and Other Figures, 1492–2015 (2017 bas.). McFarland. ISBN 978-0-7864-7470-7.
Costa, Fernando Dores (2005). "Interpreting the Portuguese War of Restoration (1641-1668) in a European Context". Journal of Portuguese History. 3 (1).
Cramer, Kevin (2007). The Thirty Years' War & German Memory in the Nineteenth Century. University of Nebraska. ISBN 978-0-8032-1562-7.
Croxton, Derek (2013). The Last Christian Peace: The Congress of Westphalia as A Baroque Event. Palgrave Macmillan. ISBN 978-1-137-33332-2.
Croxton, Derek (1998). "A Territorial Imperative? The Military Revolution, Strategy and Peacemaking in the Thirty Years War". War in History. 5 (3): 253-279. doi:10.1177/096834459800500301. JSTOR 26007296.
Davenport, Frances Gardiner (1917). European Treaties Bearing on the History of the United States and Its Dependencies (2014 bas.). Literary Licensing. ISBN 978-1-4981-4446-9.
Duffy, Christopher (1995). Siege Warfare: The Fortress in the Early Modern World 1494-1660. Routledge. ISBN 978-0415146494.
Ferretti, Giuliano (2014). "La politique italienne de la France et le duché de Savoie au temps de Richelieu; Franco-Savoyard Italian policy in the time of Richelieu". Dix-septième Siècle (Fransızca). 1 (262): 7. doi:10.3917/dss.141.0007.
Friehs, Julia Teresa. "Art and the Thirty Years' War". Habsburger.net. 8 Ağustos 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Ağustos 2021.
Gnanaprakasar, Nalloor Swamy (2003). Critical History of Jaffna – The Tamil Era. Asian Educational Services. ISBN 978-81-206-1686-8.
Gutmann, Myron P. (1988). "The Origins of the Thirty Years' War". Journal of Interdisciplinary History. 18 (4): 749-770. doi:10.2307/204823. JSTOR 204823.
Hanlon, Gregory (2016). The Twilight Of A Military Tradition: Italian Aristocrats And European Conflicts, 1560-1800. Routledge. ISBN 978-1-138-15827-6.
Hayden, J. Michael (1973). "Continuity in the France of Henry IV and Louis XIII: French Foreign Policy, 1598-1615". The Journal of Modern History. 45 (1): 1-23. doi:10.1086/240888. JSTOR 1877591.
Helfferich, Tryntje (2009). The Thirty Years War: A Documentary History. Hackett Publishing Co, Inc. ISBN 978-0872209398.
Heitz, Gerhard; Rischer, Henning (1995). Geschichte in Daten. Mecklenburg-Vorpommern; History in data; Mecklenburg-Western Pomerania (Almanca). Koehler&Amelang. ISBN 3-7338-0195-4.
Israel, Jonathan (1995). Spain in the Low Countries, (1635-1643) in Spain, Europe and the Atlantic: Essays in Honour of John H. Elliott. Cambridge University Press. ISBN 978-0-521-47045-2.
Jensen, Gary F. (2007). The Path of the Devil: Early Modern Witch Hunts. Rowman & Littlefield. ISBN 978-0-7425-4697-4.
Kamen, Henry (2003). Spain's Road to Empire. Allen Lane. ISBN 978-0140285284.
Kohn, George (1995). Encyclopedia of Plague and Pestilence: From Ancient Times to the Present. Facts on file. ISBN 978-0-8160-2758-3.
Lee, Stephen (2001). The Thirty Years War (Lancaster Pamphlets). Routledge. ISBN 978-0-415-26862-2.
Lesaffer, Randall (1997). "The Westphalia Peace Treaties and the Development of the Tradition of Great European Peace Settlements prior to 1648". Grotiana. 18 (1): 71-95. doi:10.1163/187607597X00064.
Levy, Jack S (1983). War in the Modern Great Power System: 1495 to 1975. University Press of Kentucky.
Lockhart, Paul D (2007). Denmark, 1513–1660: the rise and decline of a Renaissance monarchy. Oxford University Press. ISBN 978-0-19-927121-4.
Maland, David (1980). Europe at War, 1600–50. Palgrave Macmillan. ISBN 978-0-333-23446-4.
McMurdie, Justin (2014). The Thirty Years' War: Examining the Origins and Effects of Corpus Christianum's Defining Conflict (PhD tez). George Fox University. 7 Nisan 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Temmuz 2022.
Milton, Patrick; Axworthy, Michael; Simms, Brendan (2018). Towards The Peace Congress of Münster and Osnabrück (1643–1648) and the Westphalian Order (1648–1806) in "A Westphalia for the Middle East". C Hurst & Co Publishers Ltd. ISBN 978-1-78738-023-3.
Mitchell, Andrew Joseph (2005). Religion, revolt, and creation of regional identity in Catalonia, 1640–1643 (PHD tez). Ohio State University. 27 Şubat 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Temmuz 2022.
Murdoch, Steve (2000). Britain, Denmark-Norway and the House of Stuart 1603–1660. Tuckwell. ISBN 978-1-86232-182-3.
Murdoch, S.; Zickerman, K; Marks, H (2012). "The Battle of Wittstock 1636: Conflicting Reports on a Swedish Victory in Germany". Northern Studies. 43. 8 Temmuz 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Temmuz 2022.
Murdoch, Steve; Grosjean, Alexia (2014). Alexander Leslie and the Scottish generals of the Thirty Years' War, 1618–1648. Londra: Pickering & Chatto.
Norrhem, Svante (2019). Mercenary Swedes; French subsidies to Sweden 1631–1796. Merton, Charlotte tarafından çevrildi. Nordic Academic Press. ISBN 978-91-88661-82-1.
O'Connell, Daniel Patrick (1968). Richelieu. Weidenfeld & Nicolson.
O'Connell, Robert L (1990). Of Arms and Men: A History of War, Weapons, and Aggression. OUP. ISBN 978-0195053593.
Outram, Quentin (2001). "The Socio-Economic Relations of Warfare and the Military Mortality Crises of the Thirty Years' War" (PDF). Medical History. 45 (2): 151-184. doi:10.1017/S0025727300067703. PMC 1044352 $2. PMID 11373858. 25 Haziran 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 8 Temmuz 2022.
Outram, Quentin (2002). "The Demographic impact of early modern warfare". Social Science History. 26 (2): 245-272. doi:10.1215/01455532-26-2-245.
Parker, Geoffrey (2008). "Crisis and Catastrophe: The global crisis of the seventeenth century reconsidered". American Historical Review. 113 (4): 1053-1079. doi:10.1086/ahr.113.4.1053.
Parker, Geoffrey (1976). "The "Military Revolution," 1560-1660--a Myth?". The Journal of Modern History. 48 (2): 195-214. doi:10.1086/241429. JSTOR 1879826.
Parker, Geoffrey (1984). The Thirty Years' War (1997 bas.). Routledge. ISBN 978-0-415-12883-4. (with several contributors)
Parker, Geoffrey (1972). Army of Flanders and the Spanish Road, 1567-1659: The Logistics of Spanish Victory and Defeat in the Low Countries' Wars (2004 bas.). CUP. ISBN 978-0-521-54392-7.
Parrott, David (2001). Richelieu's Army: War, Government and Society in France, 1624–1642. Cambridge University Press. ISBN 978-0-521-79209-7.
Pazos, Conde Miguel (2011). "El tradado de Nápoles. El encierro del príncipe Juan Casimiro y la leva de Polacos de Medina de las Torres (1638–1642): The Treaty of Naples; the imprisonment of John Casimir and the Polish Levy of Medina de las Torres". Studia Histórica, Historia Moderna (İspanyolca). 33.
Pfister, Ulrich; Riedel, Jana; Uebele, Martin (2012). "Real Wages and the Origins of Modern Economic Growth in Germany, 16th to 19th Centuries" (PDF). European Historical Economics Society. 17. 11 Mayıs 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 8 Temmuz 2022.
Porshnev, Boris Fedorovich (1995). Dukes, Paul (Ed.). Muscovy and Sweden in the Thirty Years' War, 1630–1635. Cambridge University Press. ISBN 978-0-521-45139-0.
Pursell, Brennan C. (2003). The Winter King: Frederick V of the Palatinate and the Coming of the Thirty Years' War. Ashgate. ISBN 978-0-7546-3401-0.
Ryan, E.A. (1948). "Catholics and the Peace of Westphalia" (PDF). Theological Studies. 9 (4): 590-599. doi:10.1177/004056394800900407. 4 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 7 Ekim 2020.
Schmidt, Burghart; Richefort, Isabelle (2006). "Les relations entre la France et les villes hanséatiques de Hambourg, Brême et Lübeck : Moyen Age-XIXe siècle; Relations between France and the Hanseatic ports of Hamburg, Bremen and Lubeck from the Middle Ages to the 19th century". Direction des Archives, Ministère des affaires étrangères (Fransızca).
Schulze, Max-Stefan; Volckart, Oliver (2019). "The Long-term Impact of the Thirty Years War: What Grain Price Data Reveal" (PDF). Economic History. 28 Temmuz 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 8 Temmuz 2022.
Sharman, J.C (2018). "Myths of military revolution: European expansion and Eurocentrism". European Journal of International Relations. 24 (3): 491-513. doi:10.1177/1354066117719992.
Spielvogel, Jackson (2017). Western Civilisation. Wadsworth Publishing. ISBN 978-1-305-95231-7.
Storrs, Christopher (2006). The Resilience of the Spanish Monarchy 1665–1700. OUP. ISBN 978-0-19-924637-3.
Stutler, James Oliver (2014). Lords of War: Maximilian I of Bavaria and the Institutions of Lordship in the Catholic League Army, 1619–1626 (PDF) (PhD tez). Duke University. 28 Temmuz 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 8 Temmuz 2022.
Talbott, Siobhan (2021). "'Causing misery and suffering miserably': Representations of the Thirty Years' War in Literature and History". Sage. 30 (1): 3-25. doi:10.1177/03061973211007353.
Thion, Stephane (2008). French Armies of the Thirty Years' War. Auzielle: Little Round Top Editions.
Thornton, John (2016). "The Kingdom of Kongo and the Thirty Years' War". Journal of World History. 27 (2): 189-213. doi:10.1353/jwh.2016.0100. JSTOR 43901848.
Trevor-Roper, Hugh (1967). The Crisis of the Seventeenth Century: Religion, the Reformation and Social Change (2001 bas.). Liberty Fund. ISBN 978-0-86597-278-0.
Van Gelderen, Martin (2002). Republicanism and Constitutionalism in Early Modern Europe: A Shared European Heritage Volume I. Cambridge University Press. ISBN 978-0-521-80203-1.
Van Groesen, Michiel (2011). "Lessons Learned: The Second Dutch Conquest of Brazil and the Memory of the First". Colonial Latin American Review. 20 (2): 167-193. doi:10.1080/10609164.2011.585770.
Van Nimwegen, Olaf (2010). The Dutch Army and the Military Revolutions, 1588–1688. Boydell Press. ISBN 978-1-84383-575-2.
Wedgwood, C.V. (1938). The Thirty Years War (2005 bas.). New York Review of Books. ISBN 978-1-59017-146-2.
White, Matthew (2012). The Great Big Book of Horrible Things. W.W. Norton & Co. ISBN 978-0-393-08192-3.
Wilson, Peter H. (2009). Europe's Tragedy: A History of the Thirty Years War. Allen Lane. ISBN 978-0-7139-9592-3.
Wilson, Peter H. (2018). Lützen: Great Battles Series. Oxford: Oxford University Press. ISBN 978-0199642540.
Wilson, Peter (2008). "The Causes of the Thirty Years War 1618–48". The English Historical Review. 123 (502): 554-586. doi:10.1093/ehr/cen160. JSTOR 20108541.
Zaller, Robert (1974). "'Interest of State': James I and the Palatinate". Albion: A Quarterly Journal Concerned with British Studies. 6 (2): 144-175. doi:10.2307/4048141. JSTOR 4048141.
•••